Her dakika titreyerek beklediğim gün nihayet geldi geçti. Şimdi, beklediğim bir şeyin, benden pek yakın geçtiği halde bana temas etmemesi füturuyla düşkünüm.
Ne kadar elim, ne kadar kahhar olursa olsun, şimdi anlıyorum ki, bütün tabiatla hem-ahenk, insanlığın fevkindeki kudretle temas etmeden, titremeden, ağlamadan, benliğini zirüzeber eden şeyi duymadan ölmek bir zıya, hem insanlığın en büyük zıyaı olacak. Fakat ne kadar gözler, o müphem hiss-i samedaniyi bekleyerek sönmüşler, ne kadar kalp ona muntazır, inleyerek durmuşlardı.