"Bu bir imkânsızlık değil, belki bir isteksizlik. Acaba her şeye böyle kayıtsız mıyım? Dünyayı bir daha kendimde kuramayacak mıyım? Bir daha hatıralar bende konuşmayacak mı?" "Yoksa kendi kontrolüm altında iken çıldırıyor muyum? Böyle göz göre göre..."
-Bekleyelim…dedi. Sen benden vazgeçmezsen her şeyin çaresi bulunur.
Nuran önünde başka bir uçurum daha açılmış gibi geriledi:
-Bana dokunma Mümtaz, dedi. Bütün felâketim, herkesin bana yüklenmesinden geliyor. İcap ederse kendi başına kalabileceğini düşün…Kendi başına yaşayamayanlar beni böyle harap ediyor…
Ne olurdu o da Mümtaz gibi, İhsan gibi hayata güvenebilseydi. Fakat hayata güvenmiyordu. O, hayat karşısında zayıftı. Bu zaaf yüzünden bir gün Mümtaz'ı, kendisine o kadar lâzım olan, kendisine o kadar muhtaç olan Mümtaz'ı kaybedebilirdi. Çünkü kendisini iyi tanıyordu. O bir düşünceye, bir fikre, bir aşka kendisini tam veremiyordu.