Bcr

üzülmek insanidir, fakat üzüntülere boğul- mak ve onu taşımaktan kaçınmak insani değildir demek yanlış olmaz. Çünkü bununla ilgili Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:şöyle buyurmuştur: “Mü'min, başak gibidir. Rüzgâr onu, ürün verinceye kadar kâh yatırır kâh düzeltir. Kâfir ise rüzgârın eğmeyip kökten söktüğü çam ağacına ben- zeyen "erz" ağacı gibidir.” (Müslim; Münafıkların sıfatları, 14-2809) Buna göre mümin olmak tıpkı bir başak gibi olmayı gerektirir. Mümin; üzüntülü bir hadise yaşadıktan ve adeta yıkılacak gibi olduktan sonra Allah'ın da yardımıyla tekrar ayağa kalmayı başaran kişidir.
Sayfa 329·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendimize verdiğimiz en büyük zarar, dertlerimizi yok saymaya çalışmak ve onların varlığını kabul edememektir. Böyle yapınca da onların içinde yerleşmiş olan kolaylıkları görmekten mahrum oluyoruz ve dertlerimiz daha fazla ağırlaşıyor. Konuyla ilgili Hz. Ömer şöyle der: “Muhakkak ki, Mü'min bir kalbe herhangi bir şiddet ve korku inerse, Allahu Teâlâ ona arkasından bir ferahlık verir. Her bir zorluk, sırtında iki kolaylık taşır.” (Hak Dini Kur'an Dili, 8/5925) Hz. Ömer'in işaret ettiği; derdin içindeki o iki kolaylı- ğı bulmanın tek bir şartı vardır. Bu şart da kişinin derdini sevmesi ve:" Allah bana bu derdi vermişse mutlaka bana bunu taşıma kapasitesi de vermiştir. Önemli olan benim o kapasiteyi ortaya çıkarmamdır." diyerek, o derdi göğsün- de bir rozet gibi taşımasıdır. Ancak o zaman, o derdin ha- fifleme özelliğini ortaya çıkartabilir.
Sayfa 327·Kitabı okudu
Rasulullah sallal- ahu aleyhi ve sellem, bir hasta ziyaretinde bulunduğu esnada hastaya: "Zarar yok, inşallah (günahların için) temizliktir." der. Bunun üzerinde adam şöyle cevap verir: "Hayır, yaş- I bir adamı kabristana götürecek kaynayan bir sıtmadır." Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Evet o zaman (senin dediği gibi olsun)." (Buhari/5338) diyerek hastanın söylediğini aynı şekilde tasdik eder. Rasulullah salallahu aleyhi ve sellem: bu adamın hastalığımı aslında iyi bir şekilde yorumlamıştı. Fakat adam kötü yo rumda ısrar ettiği için Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, da onun yorumunu tasdik etti. Buna göre bir kişi "iyiyim" derse bu sözünün onu sağlığa, “kötüyüm” derse de hasta- lığa götürdüğü doğrudur. Nitekim hastalar üzerine yapılan pek çok araştırma, iyileşme umudunu taşıyan hastaların, eğer Allah celle celeluhu haklarında ölüm yazmadıysa daha çabuk iyileştiğini orta- ya koymuştur.
Sayfa 232·Kitabı okudu
Basit bir karar alacağımızda saatlerce düşünecek değiliz. Ansızın bir karar alırken o kararı, öncesinde zihnimizde sürekli kurduğumuz köklü düşüncelerden yola çıkarak alırız. Belli düşünceler zihnimizde yer etmiş ve biz onlara programlanmışızdır. İnsan, ansızın bir karar almaz Alırsa da zihnindeki ana programa başvurarak alır. Duşünmek insandan, o düşünceye uygun imkânlan yaratmak Allah'tandır.
Sayfa 208·Kitabı okudu
İslam'ın yayılmaya başladığı yıllarda Bakara suresinde düşünce ile ilgili şu ayet nazil olmuş ve bu ayetin hükmü sahabelere çok ağır gelmişti: "Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. İçiniz. dekini açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi onunla sorguya çekecektir. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azap eder. Allah her şeye güç yetirendir." (Bakara; 284) Yani, içinizdeki düşünceleri açıklasanız da açıklamasa- niz da, sırf onları düşündüğünüz için hesaba çekileceksiniz. Ebu Hureyre bu konuda şöyle der: “Allahın Rasulune bu ayet-i kerime nazil olduğu zaman, ayetin hükmü saha- belere çok ağır geldi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ya- nina gelerek dediler ki: "Ey Allah'ın Rasulū! Namaz, oruç, hac gibi gücümüzün yeteceği amellerle sorumlu tutorus, Simdi Rabbimiz bize bu ayetini indirdi. Bu ayetin hükmü bize çok ağır geldi. Bunun yükünü kaldıramıyoruz hükmü Jer. Bunun üzerine Allah'ın Rasulü şöyle buyurdu: "Sizler daha önceki ehl-i kitabın dediği gibi: "İşittik ve isyan ettik mi demek istiyorsunuz? Bilakis! İşittik ve itaat ettik. Senin affını dileriz, dönüş sanadır, deyiniz." Ardından sahabeler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: in dediği gibi "İşittik ve itaat ettik." demeye devam ettiler. Bir sene sonra da, düşünce ile ilgili şu hafifletici ayet indi: "Allah, hiç kimseye gücünün yetmeyeceği bir şey yüklemez." (Bakara: 286) Bu ayetin ardından sahabeler, içlerinden geçen dü- şünceler konusunda biraz olsun rahatlatıldılar. "Çünkü her insanın içinden, kendi iradesiyle def ede- meyeceği bir kısım düşünceler geçebilir. Bunlar; irade dışında, insanın elinde olmadan kalbinden gelip geçen düşünceler, vesveseler ve hayallerdir. Ve bunlardan kurtulmak insan için mümkün olmayabilir. Ayet, bunları kapsa- mamaktadır. Sahabe-i kiram, ayetin bunu da
Sayfa 203·Kitabı okudu