İslam'ın yayılmaya başladığı yıllarda Bakara suresinde düşünce ile ilgili şu ayet nazil olmuş ve bu ayetin hükmü sahabelere çok ağır gelmişti:
"Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. İçiniz. dekini açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi onunla sorguya çekecektir. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğini azap eder. Allah her şeye güç yetirendir." (Bakara; 284)
Yani, içinizdeki düşünceleri açıklasanız da açıklamasa- niz da, sırf onları düşündüğünüz için hesaba çekileceksiniz.
Ebu Hureyre bu konuda şöyle der: “Allahın Rasulune
bu ayet-i kerime nazil olduğu zaman, ayetin hükmü saha- belere çok ağır geldi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ya- nina gelerek dediler ki: "Ey Allah'ın Rasulū! Namaz, oruç, hac gibi gücümüzün yeteceği amellerle sorumlu tutorus, Simdi Rabbimiz bize bu ayetini indirdi. Bu ayetin hükmü bize çok ağır geldi. Bunun yükünü kaldıramıyoruz hükmü Jer. Bunun üzerine Allah'ın Rasulü şöyle buyurdu: "Sizler daha önceki ehl-i kitabın dediği gibi: "İşittik ve isyan ettik mi demek istiyorsunuz? Bilakis! İşittik ve itaat ettik. Senin affını dileriz, dönüş sanadır, deyiniz."
Ardından sahabeler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: in dediği gibi "İşittik ve itaat ettik." demeye devam ettiler. Bir sene sonra da, düşünce ile ilgili şu hafifletici ayet indi: "Allah, hiç kimseye gücünün yetmeyeceği bir şey yüklemez." (Bakara: 286)
Bu ayetin ardından sahabeler, içlerinden geçen dü- şünceler konusunda biraz olsun rahatlatıldılar.
"Çünkü her insanın içinden, kendi iradesiyle def ede- meyeceği bir kısım düşünceler geçebilir. Bunlar; irade dışında, insanın elinde olmadan kalbinden gelip geçen düşünceler, vesveseler ve hayallerdir. Ve bunlardan kurtulmak insan için mümkün olmayabilir. Ayet, bunları kapsa- mamaktadır. Sahabe-i kiram, ayetin bunu da