Bcr

Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i bir takım kelimeler. le (emirlerle) sınamış, onları tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara önder yapacağım, demişti. 'Soyum dan da (önderler yap, yâ Rabbi!) ' dedi. Allah celle celelu hu da: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu."(Bakara; 124) Allah celle celeluhu Hz. İbrahim'e "halilullah" makamını vermeden önce onu çok zor görevlerle sınadı. Vermek İstediği değerli makamı, Ancak İbrahim (as), bu zorlu sı- navları başardıktan sonra verdi
Sayfa 176·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
her değişim yolunun en başında beğenme, orta sında sevme, en sonunda da benzeme vardır. Sevgi, kişiyi o sevilen şeye doğru değişime uğratır. Yani bir konuda de- ğişim gerçekleştirmemiz öyle ansızın gelen bir sonuç değil- dir. İnsanlar asla ansızın ve kendileri istemedikleri bir yöne doğru değişmezler. Öncellikle değişmek istedikleri o hali beğenmiş olmaları gerekir. Çünkü Allah celle celeluhu; insa- nın kalbine böyle bir başkanlık görevi vermiştir ki her şey. önce kalp onayından geçer
Sayfa 166·Kitabı okudu
Rad Suresinin: "Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah celle celeluhu, onlarda bulunanı değiştirmez." (Rad; 11) ayeti, ikincisi de Enfal suresinin: "Bu, Allah'ın bir kavme verdiği nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmemesinden dolayı- dır. Gerçekten de Allah hakkiyle işiten, her şeyi bilendir." (Enfal; 53) ayetidir. Bu iki ayet; sorumsuzluğa meyilli olan ve suçu başka- sına yüklemeyi iyi bilen insanı, pek çok şeyin asıl sorum- lusu ilan etmiştir. Nitekim bir topluluk kendinde olanı değiştirmedikçe Allah celle celeluhu da o topluluğu değiştirmeyecektir. Şart- ları sağlayan Allah'tır celle celeluhu ama çalışan insandır. Ve bu şartlar daima kişinin kendisine döner. Çünkü değişim; insanın bizzat kendinde başlayan ve şartlar gerçekleştikten sonra taşarak çağlayan bir serüvendir.
Sayfa 133·Kitabı okudu
Arabanızla yaptığınız uzun yolculukları hatırlayın. Kar- şınızdaki asfaltın üzerinde sanki bir su birikintisi varmış gibi görünür değil mi? Uzaktan su gibi görünür ama yakla- şınca tamamen kaybolur. İşte bu şeyin adı seraptır. “İnkâr edenlerin işleri, engin çöllerdeki serap gibidir. Susayan kimse onu su zanneder, fakat oraya geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Orada Allah'ı bulur ve O da hesabını görür. Allah hesabı çabuk görendir.” (Nur; 39)
Sayfa 116·Kitabı okudu
Bireyin bir problem karşısında 'iç dünyasında yaşadığı baskının şiddeti' ve dayanılmazlığı ile 'tepkisel' davranması... yaşadığı 'huzursuzluk' so- nucu içe kapanıp, küsüp surat asması... veya dışa dönüp, bağırıp çağırması o kişinin onarıma olan ihtiyacının göstergesidir... Böylesi kişiler, genellikle ‘yönetemedikleri duy- gularını' değil, 'duygularını etkileyen olayları' problem zannederler...