Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
Gıybet; din kardeşini hoşlanmadığı bir şey ile an- mandır, buyurdu. Ardından:
Söylenen ayıp, eğer o kardeşimde varsa, ne dersiniz? diye soruldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
Eğer söylediğin şey onda varsa giybet etmiş olur- sun; yoksa o zaman ona iftira etmişsin demektir, diye ce- vap verdi.
Müslim
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) mescide girdiğinde, Saha- be-i Kiramın yüksek bir sesle Rablerine dua ettiklerini görür.
Bunun üzerine onlara şöyle der:
"Kendinize acıyın. Siz ne sağıra ne de gaipte olana dua ediyorsunuz. Şüphesiz siz semî ve karib olana dua ediyorsunuz. "27
Kul duasını bitirir bitirmez, icabet yavaş yavaş görünme- ye başlar. Çünkü O (celle celâluhu) aklın tasavvur edemeyeceği kadar yakındır!
Allah u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Onun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez." (En'am/59)
Ağaçların sayısını, sonra onların yapraklarını düşün. Sonbaharda o yaprakların her tarafa yayılmış olduğunu bir hayal et. O (celle celâluhu) her birini bilir. Sayılarını, şekillerini, çeşitlerini ve onlara ait her şeyi!
Bir kadın, Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına gelip eşi hakkında tartışır. Hz. Aişe evin başka bir tarafında, bazı kelimeleri işittiğini, bazılarını ise işitemediğini söylüyor. Bu mücadelenin ardından Cibril (aleyhisselam), Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) şu âyetleri vahyetmek için gelir: "Ger- çekten de Allah, seninle kocası hakkında tartışıp, Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Zaten Allah, sizin konuşmanızı duyuyordu. Şüphesiz Allah, her şeyi işiten ve her şeyi görendir." (Mücadele/1)
Ne harika bir yakınlık... Ne yüce bir ilim... Ne kavrayıcı bir işitme... Ne ileri bir görüş...