Alimler bir şeye delalet ettilerse, elbette şuna delalet etmişlerdir: "Bizlere Kur'an'ı tefsir eden, fıkıh ve hadis şerhleri yazan âlimlerimiz, bunları, ağaçların gölgelerinde, ırmakların kenarlarında ve gelişmiş otellerde yazmadılar. Onlar, bu büyük islami mirası, fıkıh ve diğer ilimler olsun, tedvin ettiklerinde, hayatlarının başlarında insanların en fakirleriydiler. Fakirlikle ve hacetlerle yüz yüze geldiler. Ama hayatlarının sonu da ışıltılı, parlak oldu. Yeryüzünü ilim ve nurla doldurdular. Dedikleri gibi: "Kimin başlangıcı yapıcı olursa sonu aydınlık olur."
İmam el-Benna (rahimehullâh)'nın ihlâs hakkında dediği ne güzeldir! "İhlas derken demek isterim ki, Müslüman kardeşin sözü, ameli ve cihadının tümü Allah için, rızasını ve güzel sevaplarını istemek için olsun. Kazanca veya dış görünüşe veya makama veya lakaba ya da (maddi vb.) ilerlemeye veya gerilemeye bakmadan bunları yapmalıdır. Böylece akide ve düşünce askeri olur da eşya ve menfaat askeri olmaz. 'De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır. O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben Müslüman olanların ilkiyim. '14 ve öylece Müslüman kardeş, devamlı sloganını anlar: 'Gayemiz Allah'tır. Allahu Ekber ve lillehil hamd(hamd Allah'adır).'"15
Şer'î ilimler talebelerini ilim hayatına giriş es- nasında azıkla azıklanmalarına -en güzel azık takvadır- davet ediyorum. Gece namazına kalkmak, senin takvanı, ihlâsını ve sıdkını arttırır; çünkü gece namazına kalkmak, Allah'a seher vakitlerinde sığınan salih kimselerin âdetidir ve bu vakit rabbani nidanın vaktidir. “İstiğfar eden var mı, ona mağfiret edeyim? Tevbe eden var mı, tevbesini kabul edeyim? Dua eden var mı, duasına icabet edeyim? Var mı...", "Şüphesiz muttakiler, bahçeler ve su kaynaklarındadır. Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak. Çünkü onlar bundan önce iyi işler yaparlardı. Gecenin çok azında uyurlardı. Seherlerde istiğfar ederlerdi. "
Zariyat 15-18