Kureyşliler'in ileri sürdüğü kâhin, deli, şair gibi nitelemelerin doğru olmadığının hemen anlaşılacağını belirttikten sonra Velîd; 'en iyisi onun evlâdı babadan, kardeşi kardeşten, karıyı kocadan, kişiyi ailesinden ayıran bir büyücü olduğunu söyleyelim' dedi. Bu iddialar üzerine şu ayetler nazil oldu:
"Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak. Ona bol bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim. Kendisine alabildiğine imkânlar sağladım. Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar. Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, Bizim ayet- lerimize karşı inatçıdır. Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım. Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti. Kahrolası nasıl da ölçtü biçti! Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti! Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü. Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı. Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: 'Bu, ancak nakledile gelen bir sihirdir. "Bu, ancak insan sözüdür. Ben onu 'Sekar'a sokacağım. Bilir misin nedir Sekar? Geride bir şey koymaz, derileri kavurur. Müddessir 11-29
Müfessirler bu ayetlerin Velîd b. Muğire hakkında nazil olduğu hususunda ittifak etmiştir. Velîd'in de içinde bulunduğu Kur'an'la alay eden kimselerle ve onların ahlâkî zaaflarıyla ilgili ayetler de inmişti. Bunun yanında Hümeze ve Kâfirûn Surelerinin de Velîd b. Muğire hakkında nazil olduğuna dair rivayetler vardır.