Bcr

Velid b muğire
Kureyşliler'in ileri sürdüğü kâhin, deli, şair gibi nitelemelerin doğru olmadığının hemen anlaşılacağını belirttikten sonra Velîd; 'en iyisi onun evlâdı babadan, kardeşi kardeşten, karıyı kocadan, kişiyi ailesinden ayıran bir büyücü olduğunu söyleyelim' dedi. Bu iddialar üzerine şu ayetler nazil oldu: "Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak. Ona bol bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim. Kendisine alabildiğine imkânlar sağladım. Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar. Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, Bizim ayet- lerimize karşı inatçıdır. Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım. Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti. Kahrolası nasıl da ölçtü biçti! Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti! Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü. Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı. Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: 'Bu, ancak nakledile gelen bir sihirdir. "Bu, ancak insan sözüdür. Ben onu 'Sekar'a sokacağım. Bilir misin nedir Sekar? Geride bir şey koymaz, derileri kavurur. Müddessir 11-29 Müfessirler bu ayetlerin Velîd b. Muğire hakkında nazil olduğu hususunda ittifak etmiştir. Velîd'in de içinde bulunduğu Kur'an'la alay eden kimselerle ve onların ahlâkî zaaflarıyla ilgili ayetler de inmişti. Bunun yanında Hümeze ve Kâfirûn Surelerinin de Velîd b. Muğire hakkında nazil olduğuna dair rivayetler vardır.
Sayfa 174·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu ayetlerin Umeyye b. Ebi's-Salt hakkında nazil olduğunu söyleyen âlimler de vardır. 209 O ayetler şunlardı: "Ey Muhammed! Onlara, şeytanın peşine taktığı ve kendisine verdiğimiz ayetlerden sıyrılarak azgınlardan olan kişi- nin olayını anlat. Dileseydik onu ayetlerimizle üstün kılardık. Fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler. "Araf 175-176 Abdullah İbn Ömer, Sad İbnu'l-Müseyyeb, Zeyd İbn Eslem ve Ebu Ravk da şöyle demişlerdir: "Bu ayet, Ümeyye İbn Ebi's-Salt hakkında nazil olmuştur. Bu kimse hakkında Resulullah Efendimizin (sav); 'Şiiri iman eden ama kendisi iman et- meyen adam' diye söz ettiğini biliyoruz. "
Sayfa 161·Kitabı okudu
Fal oklarının yasaklanmasının nedeni
Fahreddin er-Râzî, fal okları çekmenin yasaklanmasını Allah'a mahsus olan gaybı bilme ve putlara ulûhiyyet isnat etme gibi mahzurlar taşımasına bağlarken¹91 Reşîd Rızâ, aklî ve ilmî hiçbir gerekçeye dayanmadığı için fal ve kumar oklarının yasaklandığını söyler. 192 Zira yapılması düşünülen bir işin hayırlı olup olmadığını, bir yerde suyun bulunup bulunmadığını veya nesebi şüpheli görülen bir çocuğun babasının kim olduğunu fal oku çekerek belirlemek mümkün değildi. İnsanların akıl gücüne hitap eden İslâmiyet her işin açık delillere ve doğru bilgi- lere başvurularak yapılmasını emretmiş, bu tür yollara girilme- sini yasaklamıştı. 193
Sayfa 146·Kitabı okudu
Umeyye b halef ve Bilal-i Habeşi
Burada şu hakikati yazmadan geçmek olmaz herhalde: Bilal (ra), qüneşin en kızıştığı bir zaman diliminde onca kasefer Kabe'nin üzerine çıkacak ve Allahu ekber!' diye ezan yanın, taşın altında 'ehadun ehad' diyordu. Yıllar geçecek bu okuyacaktı. Bizlere; 'eğer hayatlarınızda gerçekten Allahu ek- ber demek istiyorsanız önce kayaların altında, güneşin sıca- ğında yani zorlukların, imtihanların en şiddetli anında 'eha- dun ehad' derseniz bu gerçekleşir' dersini veriyordu. Verdiği diğer ders ise şuydu: Çağın Bilal'i olmak istiyor- sak eğer, Bilal'in (ra), üzerine konulan kayaların altında 'eha- dun ehad' demesi gibi biz de bugün facebookun, instagramın, tik-tokun, oyunların, dizilerin ve bizi Allah'tan uzaklaştıran ne varsa hepsinin karşısında 'ehadun ehad' diyebilirsek işte o za- man Bilal'le (ra) çağdaş olabiliriz, onun yolundan gidebiliriz...
Sayfa 144·Kitabı okudu
Nübüvvetin sekizinci yılında İran ordusu ile Rum ordusu savaşmışlar ve İranlılar Rumları ağır bir yenilgiye uğratmışti. Putperest Farslıların savaşı kazanması Kureyş müşriklerini çok sevindirdi. Kitap ehli Rumların, Farslılara yenilmesi Müslümanların üzülmesine sebep oldu. Bu sırada şu ayetler indi: “Elif, Lâm, Mîm. Rum (orduları) yenilgiye uğradı. Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Bir- kaç yıl içinde. Bundan önce de bundan sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün müminler sevineceklerdir. Allah'ın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir. (Bu,) Allah'ın vaadidir; Allah vaadinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler. " Rum,1-6
Sayfa 134·Kitabı okudu