Bcr

Hz. Peygamber'in ve onun misyonunun Kureyş toplu munda yapacağı değişim ve etkiyi tahmin eden Nadr b. Haris diğer Kureyşliler gibi çeşitli bahanelerle oyalanmadan acil ted- birler alınması gerektiğine inanıyordu. Bu çerçevede Ukbe b Ebu Muayt ile birlikte Hz. Muhammed'in (sav) durumu hak kında bilgi edinmek ve ona fikri planda karşı koyabilmek için Yahudi alimleriyle görüşmek üzere Yesrib'e (Medine) gittiler Orada Hz. Peygamber'in durumunu, onun çok iddialı sözler söylediğini anlattılar ve sözlerinden bir kısmını aktardılar. Bu nun üzerine Yahudi alimleri; 'siz ona şu üç şeyi sorun. Eğer ce- vap verebilirse gerçekten gönderilmiş bir peygamberdir, ona tabi olun. Yok eğer cevap veremezse yalancıdır' dediler. So- rulacak üç soru ise şunlardı: Ashâb-ı Kehf, Zülkarneyn ve ruh meselesi. Nadr ile Ukbe, Mekke'ye döndüklerinde Nadr, Ku- reyş'ı toplayarak dedi ki: 'Ey Kureyş! artık işinizi kolaylaştır- dım. Şimdi Muhammed'e gidip ona üç konuda üç soru sora- cağım ki bunlar onun ne olduğunu ortaya koyacaktır. Sonra bir heyet halinde Resulullah'a (sav) geldiler ve sordular. Resu- lullah da (sav); 'yarın size bunların cevabını vereceğim' buyur- du ve "inşallah" demeyi unuttu. Surenin içinde Rabbimizin de dikkat çektiği gibi bir süre Resulullah'a (sav) vahiy gelmedi. Kendisine bu konularda Rabbinden vahiy gelmeyince onun yapabileceği hiçbir şey yoktu. Tabi müşriklerde ellerini ovuşturarak kendilerince bu fir- satı değerlendirdiler ve hemen alaya başladılar. 'Yarın size bunları anlatacağım dediği halde tam on beş gun geçli ama hala Muhammed'den bir ses yok' diye alay ediyorlardı. Sonra Rabbimiz Kehf Suresini indirerek onların sorularının tamamını bu surede anlattı, Vahyin bu şekilde bir süre kesilmesi aslında Allah'ın Resulü için bir eksiklik değil aksine onun Allah'ın elçisi
Sayfa 97·Kitabı okudu
Reklam
Nadr b. Haris
Músiki bilgisini de İslam'a ve Hz. Muhammed'e (sav) karşı kullanıyor, bazı şarkı sözlerini Kur'an'a alternatif olarak sunuyordu. Bu sebeple de "Insanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle deği şenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir( lokman, 6) mealindeki ayetin Nadr b. Hâris'e hitaben nazil olduğu kabul edilmekteydi. Nadr b. Haris bir gün eline çürümüş bir kemik alıp ufalayarak, "bunu kim diriltebilir ey Muhammed?' diye sormuştu. Bunun üzerine kendi yaratılışını unutur da çürümüş kemiklen kim diriltecek diyerek bize misal vermeye kalkar?" Yasin , 78 mealindeki ayet inmişti. Bunların dışında onun hakkında veya onun görüşlerine cevap niteliğinde başka ayetlerin de nazil olduğu rivayet edilir.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Ås b. Väil ölümünden sonra 100 köle azat edilmesini va siyet etmişti. Ás'ın oğlu Hişâm (ra) ise şefkat ve merhamet sa. hibiydi. Çok cömert ve çok affedici idi. Müşrik babasının ken disine yaptığı işkence ve zulme bakmadan onun vasiyetini ye rine getirmek için gayret etti. Hişâm (ra) kendisine düşen elli köleyi hemen azat etti. Diğer oğlu Amr b. As (ra) ise babasının müşrik olarak öldüğünü göz önüne alarak gönlüne bir soru geldi. Müşrik olarak ölen babanın vasiyetinin yerine getirilme sinin bir faydası olup olmayacağı konusu zihnini meşgul etti. Bunu Resulullah (sav) Efendimize sordu. Sevgili peygambe- rimizin (sav) verdiği cevap ile Amr'ın (ra) gönlü duruldu, zih- ni aydınlandı. Onun rivayetiyle bu önemli konu bizlere kadar ulaşmış oldu. Bu hadis-i şerif Ebu Davud'un Sünen'in de şöy- le nakledilmekteydi: "Amr b. Şuayb'ın dedesi Amr b. Ås'tan (ra) rivayet olun- duğuna göre As b. Vâil kendi namına yüz köle azat edilmesini vasiyet etti. Bunun üzerine oğlu Hişâm, elli kõle azat etti. Kalan elli köleyi de diğer oğlu Amrazat etmek istedi. (Kendi kendine); 'Ben bunu bir Resulullah'a (sav) sorayım' dedi. Bunun üzerine Resulullah'ın (sav) huzuruna geldi ve: 'Ev Allah'ın Resulü! Babam kendi namina yuz köle azat edilmesini vasiyet etmişti. (Kardeşim) Hişâm onun namina elli kōle azat etti. Simdi babamın üzerinde borç olarak elli köle kal. dı. (Bu elli köleyi) onun hesabına azat edebilir miyim?' dedi. Resulullah da: "Eğer babanız Müslüman olsaydı onun namına köle azat etseydiniz yahut sadaka verseydiniz ya da Hacc etseydiniz bunların sevabı ona erişirdi" buyurdu,"m Hz. Muhammed (sav) bu cevabıyla, Müslüman olmadan ölen kimseye bunun bir fayda sağlamayacağını ümmetine du- yurmuş oldu. Zira eğer evlatlarının müşrik olarak ölen babala- rına bir faydası olsaydı İbrahim'in (as),
Sayfa 89·Kitabı okudu
Karun
Gücüne ve sermayesine güvenen ama sonunda helak olanları Allah Teâla. Kur'an'da Kârûn üzerinden örnek vererek şöyle tanıtıyordu: “Kârún, Mûsa'nın milletindendi ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona; 'böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbür lenenleri sevmez. Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu da gözet, dünyadaki payını da unutma. Allah'ın sana yaptığı iyi lik gibi sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Doğ rusu Allah bozguncuları sevmez' demişlerdi. Kârûn; 'bu servet ancak, bendeki bir ilimden ötürü bana verilmiştir' demişti. Al- lah'ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha faz la olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçlan kendilerinden sorulmaz. Kârûn, ihtişam içinde milletinin karşısı na çıktı. Dünya hayatını isteyenler; 'keşke Kârûn'a verildiği gibi bizim de olsa; doğrusu o büyük bir varlık sahibidir' demişler di. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise; 'size yazıklar olsun! Al- lah'ın mükafatı, inanıp yararlı iş işleyenler için daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir' demişlerdi. "101
Sayfa 84·Kitabı okudu
Ümmü Cemil
Ebu Bekir (ra): 'Ya Resulallah şu şirret kadın buraya doğru geliyor seni görmesinden korkuyorum.' dedi. Resulullah (sav): 'O beni asla göremeyecek.' dedi. Sonra Kur'an'dan bir ayet okudu ve o ayetle kendini korudu. O ayet, İsrâ Suresindeydi: "Kur'an'ı okuduğunda onu seninle inanmayanlar arasında bir perde yaptık. "39 Kadın o halde Ebu Bekir'in (ra) yanına geldi ve Resulullah'ı (sav) görmedi. Ebu Bekir'e (ra): 'Ey Ebu Bekir senin arkadaşının beni yerdiğini haber aldım' dedi. Ebu Bekir (ra): 'Hayır bu Kabe'nin sahibine yemin olsun ki o seni yermedi' dedi. Sonra kadın; 'Kureyş biliyor ki ben efendilerinin kızıyım' diyerek dönüp gitti.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Reklam