Gücüne ve sermayesine güvenen ama sonunda helak olanları Allah Teâla. Kur'an'da Kârûn üzerinden örnek vererek şöyle tanıtıyordu:
“Kârún, Mûsa'nın milletindendi ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona; 'böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbür lenenleri sevmez. Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu da gözet, dünyadaki payını da unutma. Allah'ın sana yaptığı iyi lik gibi sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Doğ rusu Allah bozguncuları sevmez' demişlerdi. Kârûn; 'bu servet ancak, bendeki bir ilimden ötürü bana verilmiştir' demişti. Al- lah'ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha faz la olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçlan kendilerinden sorulmaz. Kârûn, ihtişam içinde milletinin karşısı na çıktı. Dünya hayatını isteyenler; 'keşke Kârûn'a verildiği gibi bizim de olsa; doğrusu o büyük bir varlık sahibidir' demişler di. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise; 'size yazıklar olsun! Al- lah'ın mükafatı, inanıp yararlı iş işleyenler için daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir' demişlerdi. "101