• 101 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Merhaba öncelik:)Simdi dehşet bir kitaba inceleme yazmaya çalışacağım sürç_ü lisan etmişsem yazıda af buyurun şimdiden :)Basliyorum son 2 3 4 bismillah...Bir kitaptan okuduğum bir sözü hatırlıyorum efendim;
    "Aliye Izzetbegoviç, tek cümleyle Bosna’yı Bosna yapan ruhun kendisine yansıdığı simadır. Begovic’siz Bosna, İslam’sız da Begoviç düşünülemez"
    Bu sözden anlaşıldığı gibi Aliya'nin ve eserlerinin ne kadar önemli olduğunu islam dünyası ve Bosna için de görebiliriz.Şuanki dünyayı ve geçmişi ögrenmek isteyenler bizatihi okumalı kitabın dili yalın ve güzel ince ama derin.

    Baktigimiz da İslâm’a gerçek ruhunu kazandıran ilk ve en önemli etken Kur’an-ı Kerim’dir ve sünneti seniyyedir.  Bu hayat kitabını okuyan, idrak eden ve teoride bırakmayıp pratiğe dökenler ise Âlimlerdir.(Rabbanilerdir)  İşte onlardan birisi de hayatını mücadeleye adamış, İslâm’ın Müslümanlar arasında tebliğ edilmesi için gayret sarf etmiş, inançlı, azimli, mayasını Doğu’dan alıp Batı kaynakları okuyup bunun üzerinde çözüm önerileri sunan ya da eleştiren bir öncü şahsiyet “Bilge Kral” ünvanıyla meşhur bulmuş bir alim Aliye Izzetbegovictir.Ruhuna rahmet diliyorum.Simdi ben buraya hayatıyla link bırakıyorum; gevezelik etmiyim ha bide ya sevdiğim bir şiir var kendisiyle ilgili onu da bırakıyorum icimde kalacak :)

    Hayati=https://islamansiklopedisi.org.tr/izzetbegovic-aliya

    Şiir=https://youtu.be/avCP5O-K0f8

    Kitap, 70’li yıllarda Bosna’da yazılmış . O yıllarda Bosna’da bağımsızlık mücadelesi veriliyordu tabi. Müslümanlara ağır işkenceler yapılıyor; mevcut konjöktürü değiştirmek isteyenler ise tutuklanıyordu ve uzun yıllar hapishaneye mahkûm ediliyordu. Bunlardan birisi de hayatıyla, yaşantısıyla tüm Müslümanlara örneklik teşkil eden Aliye İzzetbegoviç’tir. Böylesine zor şartlarda yazılması hasebiyle kitabın ayrı bir önemi var benim için.

    ŞİMDİ INCELEME ZAMANI..

    Kitabı ilk ellerime aldığımda dikkatimi ilk çeken gözümüze ilk çarpan önsözde şu kısım oldu;
    HEDEFİMİZ:     Müslümanların İslamlaşması
    SLOGANIMIZ:  İnanmak ve mücadele etmek

    Sonradan kitabı bitirince ne demek istediğini anladım meğer bu iki sözün açıklığı için yazılmış zaten.Yani şunu anladım;Bilge Kral bu bildirinin Müslümanların, Gayr-i Müslimlerden üstün olduğunu ispatlamak için değil; Müslümanların uyanışına vesile olması için Müslüman adıyla anılan ama aslında Müslüman kimliği taşımayan, kapitalist, sosyalist ya da Batı felsefesinin ve hayatının kuklası olmuş kişilere yazıldığını belirtiyor. Yine aynı önsözde Çin, Rusya ve Batılı ülkeler, Müslüman âleminin neresinde hâkim olacakları hususunda mücadele etmekte olduklarını; fakat bütün bu çabaların boşuna olduğunu ve zaferin İslam’ın ve kendisini Allah’a adamışların olacağını bildirmekte.
    Şimdi kitap Kitap üç başlık altında toplanmış bunlar;

    1-    Müslüman Hakların Geri Kalmışlığı
    2-    İslamî Düzen
    3-    İslamî Düzenin Bugünkü Sorunları

    ILK BÖLÜM=Burada müslümanların üzerinde çokça durduğu modernizm ve muhafazakarlığın negatif ve pozitif yönünü anlatmış Bilge kral.Bu iki düşünceyi Bilge Kral’a göre birer kelimeyle açıklamak gerekirse: “Muhafazâkar=Mistizimz, Modernizm=Saf Batıcılık” diyebiliriz belki. Çözümün ise bu iki kavramın ortak değerlerde birleştirilmesi gerektiğini; böylece Müslümanları tek safta toplayabileceğini belirtiyor.Ahlaki temeller anlatılmış. Müslümanların bugünkü egitimsizliginden bahsetmiş.Din ile ahlakı, ahlakla da sorumluluğu sıkı sıkıya birbirlerine bağliyor ayni zamanda.Bilge Kral buraya dikkat :)Bu anlamda İki devleti misal olarak veriyor. Bunlardan birisi olumsuz diğeri ise olumlu manada örnek verilmiş. Bir tanesi alfabesini tamamen değiştiren, bir gecede âlimleri cahilleştiren ve Batı’yı her yönüyle kabul eden Türkiye; diğer tarafta ise gelenek ile modernizmi birleştirmeyi başaran ve ekonomi alanında çok önemli mesafeler kat eden Japonya..
    Kitapta bir yerde şu geçiyordu;
    Ne olduğunu ve köklerinin nereden geldiğini bilmeyen bir ülke, nereye gideceğini ve yüzünü neye doğru çevirmesi gerektiğini bilebilir mi?”halimiz bu değil mi sizce de geçmişten kopartildik ve yapilan bunca reform bizi olumsuz etkiledi. Daha sonra ise Müslümanların güçsüz kalmasının nedenlerini anlatıyor.

    İKİNCİ BÖLÜM = “İslamî düzene” ayrılmış daha çok. İslamî düzen Bilge Kral’a göre:
     “Din ve kanun, terbiye ve güç, ülkü ve çıkarlar, manevi toplum ve devlet, gönüllülük ve zorlamanın birliğidir.”
     Burada din kavramı gerektiği gibi açıklanmış ve “Religion (Saf inanç)” sözcüğü ile eşit tutulmamış baktığımızda . Bu bölümü Bilge Kral’ın şu sözleriyle özetliyecem:
     “Hayatı sadece din ve dua ile değil, aynı zamanda çalışma ve bilimle tanzim etmek gerektiğine inanan, dünya tasavvurunda ibadethane ile fabrikanın yan yana olması gerektiğine izin vermekle kalmayıp talep eden, insanları sadece terbiye etmek değil aynı zamanda onların dünyadaki hayatlarını kolaylaştırmak gerektiğini düşünen ve bu iki hedefin birbirine kurban edilmesi için hiçbir sebebin bulunmadığı fikrinde olan kimse, o İslâm’a aittir"

    *Kitapta bu bölümde yine Bizim zamanımızda İslam düzeni /Tezler” başlığı altında vicdan,Müslüman kardeşliği,Kadın ve aile,Zekat faiz vs anlatılmış.

    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM=İslamî düzen, Panislamizm ve ırkçılık, Hristiyanlık ve Yahudilik, kapitalizm ve sosyalizm teşkil etmekte bunlardan bahsedilmiş.

    **Tüm kitapta Bilge Kral’ın İslam ümmetinin sorunlarına sunduğu çözümler de mevcuttur. Lâkin bütün bu çözümlerin başlangıcı hiç şüphesiz İslam birliği ile olanaklı olmakta bunu sürekli belirtiyor.Ayrica Bilge kral, ortaya koyduğu bazı sorunların temel kaynağı ve çözümünün kilit noktası olarak aydınları görür ve burda şiddetle ruhbanliga karşı çıkıp,Aydınların kendi halklarına doğruda yol gösterecek imkanlarının olmaması veya halkla aydın kitlenin arasındaki geçişkenliğin azalması gibi problemlerin ortadan kalkmasına yönelik çözüm önerileri sunmuştur.Halki düşüncenin kalbi görüp aydinlar ile aralaeinda fikir birliğinin olmasını istiyor..

    #Bu kitabı yazan Bilge Kralin ruhu için sizlerden bir Fatiha istiyorum içinizden geliyorsa tabi çok mutlu olurum:)

    BU KİTABI ALIN OKUYUN OKUTUN UFKUNUZ GENIŞLER.BUGÜN IÇIN DAHA İYİ ÇALIŞIRSINIZ..
    selametle iyi okumalar:)
  • 72 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Bana dokunmayan yılan bin yaşasın. Bencilliğimizi, duyarsızlığımızı yüzüme vuran bir atasözü. Başkalarına yapılan haksızlıklarda, kötülüklerde, ardına sığınıp kendimizi huzurlu ve rahat hissettiriyor. Oysa söylediğimiz kelimelere biraz dikkat etsek rahatımız hemen kaçar. Bin yıl yaşasın dediğimiz yılan, günün birinde, bizim en fazla yüz yıllık ömrümüzde, bir şekilde karşımıza yine çıkmaz mı?

    Andrey Yemifiç Rusya kırsalında, hayatını doktorluk yapıyormuş gibi yaparak eskiten, tüketen biri. O kırsala sıkışmış kalmış, kendi kültür seviyesinde konuşacak, tartışacak birini bulamayan ama bunu değiştirmek için de hiçbir girişimde bulunmayan doktor, aradığı o nitelikli insanı, İvan Dmitriç'i, kasabanın akıl hastanesinin koğuşunda bulur. Bulur da....Sonrası kitapta.
    .
    Birçok Rus klasiğinde olduğu gibi, sisteme, topluma, aydına, halka, yargıya....bir dolu eleştirileri de içinde barındıran dev bir eser. Böyle hacmi küçük ama niteliği,etkisi büyük kitapları çok seviyorum. Okuyunuz, okutunuz. Kesinlikle tavsiyemdir. Kitapla kalın. .