Marsilya’nın kapı aralığından sızan kavurucu güneşi onları bir ışık seliyle yıkıyordu. Önce etraflarındaki her şeyi unuttular. Engin bir mutluluk onları bu dünyadan yalıtıyordu ve derin bir sevinci ifade ederken âdeta bir kederi dışavuran kesik kesik sözlerle konuşuyorlardı.