...ve hâlâ ruhunun uzaklıklarına kaçan derin bir kinle babasını mazur görmek istemiyordu. Evet, şüphesiz onu seven bu ihtiyar bile karışık duygulu bir adamdı; bazen, kendisinde, bir baba şefkatinin zerresi bulunmayan ve içi kızı için garez(kin) dolu, korkunç bir düşmandı, düşmanların en korkuncu.
Ah, insanlar niçin her şeyi anlayamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onu gibi-fakat hiç eksiksiz ve tam- onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İlla ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşmalar, kıskançlıklar, inatlar, şüpheler, hâkim olmak arzuları...
...bir silah uyanan ve oraya buraya telaşla koşuşan insanlar gibi, Nerimann'ın zihninde bir sürü fikirler ansızın ayaklandılar ve hedefsiz bir kalabalık gibi gürültü çıkardılar.
...
Bu konakta, ihtiyar ve meyus bir adam, hiç kimse ile temas etmeden, tek başına yaşıyor ve ölümünü bekliyordu.
Çok görgülü bir adamdır, sabırlı bir adamdır, dindar bir adamdır, iyi bir adamdır; solgun bir yüzü, çukura kaçmış nemli ve fersiz gözleri, uzun bir beyaz sakalı vardır, kılsız ve çıplak başına geçirdiği takkesi dümdüz ve buruşuksuzdur; daima, şahnişin sağ tarafındaki pencerenin arkasında oturur ve tesbih çeker; dudakları daima hafif bir dua ile kıpırdar...