siz genellikle şöyle dersiniz: “hak eden birini bulabilirsem sadaka vereceğim.” oysa ne ormandaki meyve ağaçları ne de ağaçlardaki meyveler böyle düşünür. onlar, saklandığında çürüyecek olan meyveyi yaşayabilsin ve yaşatabilsin diye insanların hizmetine verirler. tanrı’nın kendisine günler ve geceler vermesini hak eden bir kişi, sizden gelecek bir yardımı mı hak edemeyecek? hayat okyanusundan beslenmeye hak kazanmış biri, sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su içebilir. tanrı’nın deryayı bahşettiği birine bir damlayı çok mu görüyorsunuz yoksa?
Siz kim oluyorsunuz da onların göğüslerini parçalayarak gururlarını bütün tehlikelere maruz kalacak şekilde ortaya seriyor ve sonra da kıymet verdiklerini kıymetsiz gururlarını alçaklık olarak değerlendiriyorsunuz? Önce kendinizi vermeye hak kazanmış biri olarak görmekten vazgeçin de sadaka verirken bir aracı olduğunuzu fark edin.
Çünkü gerçekte her şeyi veren hayattır. Eğer kendinizi bir verici olarak görürseniz aslında her şeye sadece tanıklık eden, basit bir aracı olduğunuzu unutursunuz.