... Oysa kibar bir insanın ya da ulusun duyguları ölçülü, yerinde ve süreklidir. Mesela büyük bir ulus, akıllı insanlarının birkaç ayını sıradan bir katilin işlediği cinayetin çözümüne vakfetmelerini istemez. Birkaç yıl boyunca savaşın sadece pamuk fiyatlarını nasıl etkileyeceğini düşünüp taraflardan hangisinin haklı hangisinin haksız olduğuna aldırmaksızın gençlerin birbirlerini öldürmelerine izin vermez. Büyük bir ulus, altı tane cevizi çaldığı için bir çocuğu hapse de göndermez. İflas etmiş kişilerin bir reverans yaparak yüzbinler değerindeki parayı çalıp götürmelerine de. Fakir insanların biriktirdikleriyle zengin olan bankacıları kontrol edemedikleri durumlarda "İzninizle," diyerek kapılarını kapamalarınaysa hiç razı olmaz. Çin Denizi boyunca silah dolu gemileriyle bir aşağı bir yukarı dolaşarak afyon satan sıradan bir korsanı "ya paranı ya canını" sözünü "hem paranı hem canını" şekline sokarak eşkiyalık yapan adamların geniş arazilere kurulmuş mülkler almalarına da sessiz kalmaz. Aynı şekilde büyük bir ulus, sırf baştakilerin haftada kişi başı fazladan altı peni ödememeleri için masum ve fakir halkının sisin meydana getireceği felaketlerde kavrulmasına ve çer çöp içinde yaşamanın getireceği hastalıklarla çürümesine seyirci kalmaz. Dahası katillerin hayatını kurtarıp özenle yaralarını sarmanın dini bir görev olduğunu göz ardı ederek, gereksiz gözyaşları ve sahte sempati gösterileriyle tartışmalara girmez. Katilleri için en faydalı şeyin onları asmak olduğuna karar veren büyük bir ulus yine de cinayetin işlenme sebeplerine göre ayırt etmeyi bilip merhamet gösterebilir. Son olarak, büyük bir ulus para sevgisinin bütün kötülüklerin kökeni olduğunu ileri süren dini inanca itikat etmiş gözükürken diğer yandan bütün milli değerler ve ölçülerde Tanrı ve Tanrı'nın