Bir millet krizle düşmez veya yükselmez; bir millet ancak insanın eğitim niteliği yüksekse yükselir, gelişir, zenginleşir. Bunlar da her zaman iktisadi istatistiklerde yer almaz. Netice, "cultura" ya ne kadar sahip olduğuna da bağlıdır. Bu da eğitimden geçer.
Atatürk çağdaş bir subaydı; öyle yetişmişti. Selanik'teki hayatı onu buna hazırlamıştı. Giyimi, kuşamı, cemiyet hayatındaki duruşu ona göreydi. Bir kadınla flört etmeyi de flört etmeden arkadaş olmayı da bilirdi.
Ayrıca çocuklarını yetiştirirken hem onlara vakit ayırdıklarını hem de o çocuklardan fazla bir şey beklemediklerini, onların sırtlarına yük yüklemediklerini de söyleyeyim. Hâlbuki toplumumuzda bunun tam terzi yaygındır. Adam veya kadın; kendi olamadığı, başaramadığı ne varsa, bunları çocuğundan bekler. Bizde bir çocuğu "çocuk" olarak sevmek diye bir şey yoktur.