Son zamanlarda iyice geliştirmeye başladığım anarşist ruhumla “Ah
şu devletler!” diye düşündüm. “Yapay sınırlarla insanları bölen,
acılarının kaynağı devletler.”
Hayatımda mutlu günlerim olmuştu elbette, ama mesele sadece mutluluk değildi. Önemli olan yaşadığını, hayatın bir anlamı, bir değeri olduğunu hissetmekti. Elinde çiçekler tutan beyaz gelinlik giymiş bir kızın mutluluğu gibi bir şey değildi bu. Daha derin bir varoluş sorunuydu. Dünyaya gelmiş olmanın bir anlamı var mı, bu yaşlı gezegene ya da üstünde yaşayan insanlara küçücük bir katkım oluyor mu gibi tuhaf soruların cevabıydı.
Amaç nedir derseniz, bence tam olarak şudur:
İnsanın değerinin sadece insan oluşundan geldiği; din, milliyet, cinsi-
yet, renk, cinsel tercih, siyaset gibi birtakım ön sıfatlarla ayrımcılığa
uğratılmadığı bir hümanizm anlayışı.”