Hakkı G.

İnsanlar güzel yaşamak istiyor; bugün başımıza gelen en önemli şey bu. Herkesi bu heyecanlandırıyor. Televizyonu açın: Mitingleri gösteriyorlar... ama ancak birkaç on bin kişi var, fakat güzel bir İtalyan banyo tesisatını milyonlarca insan alıyor. Kim sorsanız, evini, binasını yeniliyor, tadilattan geçiriyor. Geziyor. Asla böyle değildi Rusya. Sadece malların değil, ihtiyaçların da reklamını yapıyoruz. Yeni ihtiyaçlar üretiyoruz; güzel yaşama ihtiyacı!
Sayfa 387·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yiyecek pek bir şey yoktu. Mutfakta bir çuval patates vardı, hepsi buydu. Patates yerdik; her gün bir somun ekmek. Bütün gün çay içerdik. Başka bir şey yoktu. Bir kilo et üç yüz yirmi rubleydi, Olya Teyze'nin maaşıysa yüz ruble, ilkokul öğretmeniydi. Herkes deli gib sağa sola koşuşturuyordu, bir yerlerden ekstra para kazanmaya bakıyordu. Var gücümüzle çabalıyorduk... Mutfaktaki eski muluk bozuldu, tesisatçı çağrıldı, onlar da doktora öğrencileri çıktılar. Herkes gülüştü. Ninemizin dediği gibi, hüzün karın doyurmuyor... Dinlenme lüks sayılırdı o zamanlar, ancak çok az insan bu lüksü yaşayabilirdi...
Sayfa 364·Kitabı okudu
…enstitü diploması olanlar tezgâhtar, bulaşıkçı oluyordu. Ofis temizliyorlardı. Her şey farklıydı artık... Sokaklarda insanları tanıyamıyordum, sanki herkes kıyafet değiştirip grilere bürünmüştü. Renkli hiçbir şey yoktu. Böyle hatırlıyorum o zamanları... "Hep senin Yeltsin yüzünden... senin Gaydar yüzünden..." diye ağlıyordu ninem hayattayken. "Ne yaptı onlar bize? Az kaldı, çok az kaldı, her şey savaştaki gibi olacak." Annem susuyordu, beni şaşırtarak susuyordu annem. Evdeki her şeye sadece şu gözle bakıyorduk: Bunu satabilir miyiz? Satacak bir şey yoktu... Ninemin emekli maaşıyla yaşıyorduk. Sadece gri makarnayla yaşıyorduk... Hayatı boyunca ninem beş bin ruble biriktirmişti, bankada saklıyordu; kendi deyişiyle "kara gün" ve cenaze için yeterdi. Ama bu para bir tramvay bileti parası haline gelmişti... Bir kutu kibrit parası... Herkesin parası bir günde buharlaştı.
Sayfa 358·Kitabı okudu
Sokağa çıkıp bir şeyler yapmak için en ufak arzum yok. En iyisi hiçbir şey yapmamak. Ne iyilik, ne kötülük. Bugün iyilik olan, yarın kötülük oluyor.
Sayfa 326·Kitabı okudu
Ne tür insanlardı bunlar? İstiyorsunuz değil mi? Ne de olsa... katil ilginç biridir, kim ne derse dersin katil sıradan olamaz. Onu çekici buluruz. Merak ederiz. Kötülük hipnotize edici bir şeydir... Hitler ve Stalin hakkında yüzlerce kitap var. Çocukluklarında nasılmışlar, aileleri, sevdikleri kadınlar... İçki ve sigaraları... Her ayrıntı ilgimizi çeker. Anlamak isteriz... Timur, Cengizhan; kim onlar? Kim? Ve onların milyonlarca kopyası... Küçük kopyalar... Onlar da korkunç şeyler yaptı ve sadece bazıları delirdi. Geri kalanlar normal şekilde yaşadı: Kadınlarla öpüştüler ve satranç oynadılar... Çocuklarına oyuncak aldılar... Her biri "O ben değilim" diye düşündü. Onları "işkence sehpasına" yatıran ve "beyinleri patlayana kadar" döven ben değilim, kadınların memelerine sivri kalem sokan ben değilim. Ben değilim bu, sistem. Hatta Stalin'in kendisi… O bile şöyle dermiş: “Ben değil parti karar veriyor…” Oğluna şöyle öğretirmiş: “Sana göre ben Stalin’in. Ama hayır,in o!” Bunu derken de duvardaki kendi portresini gösterirmiş. Kendisini değil, portresini! Bu arada ölüm makinesi… Hiç durmadan çalıştı… onlarca yıl…Dâhiyane bir mantığı vardı: Kurban-cellat ve sonunda cellat da kurban.
Sayfa 311·Kitabı okudu