“Ben de buralı ihtiyarlarla konuştum… Hepsi de kamplarda çalışmış ya da işte hizmet etmiş… Artık ne dersen… Aşçılar, gardiyanlar, özel görevliler. Burada yapılacak başka bir iş yokmuş, ama bu gibi işler karnını çok güzel doyururmuş: maaş, tayın ve üniforma. Buna "iş" diyorlarmış. Kamp onlar için işmiş! Meslek! Sizse kalkmış birtakım suçlardan bahsediyorsunuz. Ruhtan ve günahtan. Orada yatanlar herhangi biri değildi, halktı. Onları hapse atanlar ve koruyanlar da halktı, bir yerden gelmiş, çağrılmış insanlar değil, aynı halktı. Kendi halkımız. Özümüz. Şimdi herkes mahkûm gömleği giydi. Herkes kurban. Bir tek Stalin suçlu. Ama düşünün bir... sıradan aritmetik... Milyonlarca mahkûmun takip edilmesi, tutuklanması, sorgulanması, bir yere tıkılması, bir adım ötede kurşuna dizilmesi gerekiyordu. Birilerinin bunu yapması gerekiyordu... Ve milyonlarca insan bulundu bunu yapacak olan..."