Gitmek mi zor kalmak mı?
10/10
·64 syf.··
2026 26. kitabı
#okudumbi̇tti̇ "Çöpler mi toplanıyordu, yoksa kırılıp bin parçaya bölünen umutlar mı?" "Yok sayıldığım, değer görmediğim yerde nasıl mutlu olabilirdim ki?O bağırdı,ben sustum.Ben sustukça haklı zannetti kendini." Merhaba kitap dostlarım.Bugün size çok sevdiğim çiçeği burnunda yazar arkadaşım @sibel.dulger'in kitabı ile geldim.@potkalkitap'tan çıkan eseri okurken yeri geldi gözlerim doldu,yeri geldi karakterin yerine umutlandım. Kadına yönelik kitapları okumayı zaten çok seven bir okurum. Yazarımız da eserinde dokuz kısa öykü ile birbirinden farklı kadınların hikâyelerine yer vermiş. Kimi yok sayılan,kimi aldatılan,bazılarının kıymeti bilinmemiş, bazıları uçurumun kenarından dönmüş,yorgun,bitkin ama ne olursa olsun her daim 'Ben buradayım' diyen güçlü ve sapasağlam duran kadınlar, hikâyelere konu olmuş. Yalın,akıcı anlatımıyla her yerde karşılaşacağımız bu kadın karakter öykülerini okurken içinizin acımasına,hüzünlenmeye, bir parça umutlanmaya engel olamayacaksınız. Beni özellikle etkileyen öyküler 'Baharın Kalbinde Bir Kadın', 'İnci Küpe' ve 'Meryem' oldu. Kitaba ismini veren 'Yokuştaki Ev' ise nostaljik yapısıyla çok dokunaklıydı. İlk kitabı olmasına rağmen kurgudaki akıcılık, verilen mesajlar çok etkileyici.Sevgili Sibel yazmaya devam et lütfen,kalemin daim olsun canım Canım Merve iyiki önerdin iyiki okuduk birlikte, varol her daim @sibel.dulger @1kitap.1kahveee @potkalkitap @herayokuyanlarkulubu Merve #kitap #book
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202641 okunma
Belgelerle Doğu Türkistan Gerçeği
10/10
·216 syf.·
2025 11. kitabı
Aziz dostum Ozan Pekgöz’ün kaleme aldığı Doğu Türkistan'da Türk Soykırımı başlıklı çalışma, modern dünyanın gözleri önünde yaşanan, ancak ne yazık ki ülkemizde bile derin bir sessizlikle geçiştirilmeye çalışılan büyük bir insanlık trajedisini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana karşılaşılan en büyük sistematik yok etme tertiplerinden biri olan bu soykırım, eserde yalnızca duygusal bir feryat olarak değil; tarihsel, belgesel ve son derece bilimsel bir yaklaşımla masaya yatırılıyor. Kitap, Çin devletinin toplama kamplarında yürüttüğü asimilasyon politikalarını, paramparça edilen aileleri, açlık ve soğukla sınanan ve nihayetinde kendi kimliğine düşman birer ÇKP fedaisi olarak yetiştirilmek istenen çocukların dramını sarsıcı bir dille aktarıyor. Kamplardan yükselen "ya ölünüz çıkar ya da ruhunuz" çığlığını sayfalarına taşıyan bu eser, okuyucunun yüzünü güldürmeyi vadetmiyor; aksine, insanı sarsıcı bir gerçeklikle baş başa bırakıyor. Ancak bu sarsıntı, bir yılgınlığa değil; Doğu Türkistan’ın haklı davası için bir umut çırpınışına ve uyanışa dönüşmeyi amaçlıyor. Sevgili dostum Ozan, çalışmasında Çin ve Uygurların tarihsel gelişimini titizlikle incelerken, Pekin yönetiminin başta Türkiye olmak üzere Avrupa genelinde kurduğu baskı ve sansür mekanizmalarını da açıkça ifşa ediyor. Doğu Türkistan davasının haklılığını uluslararası ilişkiler zemininde savunan kitap, hem Türkiye siyaseti açısından acilen alınması gereken somut önlemleri hem de atılması gereken stratejik adımları belgelerle ortaya koyuyor. Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin sesine ses olmak, örülen sessizlik duvarını yıkmak ve meseleye dönemin en güncel, en nitelikli kaynaklarından biriyle yaklaşmak isteyen herkesin bu kıymetli eseri mutlaka okumasını tavsiye
1000Kitap
Doğu Türkistan'da Türk SoykırımıOzan Pekgöz · İleri Yayınları · 20244 okunma
Reklam
10/10
·624 syf.··
2026 62. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 13:11
Kitap Yorumu : Bir Rüya İçin Ağıt 1 / Gülşen & Şehnaz Haşimoğlu Özet; Rozerin Zeyno Kılıçhan… Ailesinin göz bebeği, güzelliğiyle herkesin dönüp bir kez daha baktığı, el üstünde büyütülmüş genç bir kadın. Hayatı boyunca ailesinin koruması altında yaşamış olsa da kalbinin sözünü dinlemek ister. Sevdiği adamla evlenmesine izin verilmeyince, her şeyi geride bırakmayı göze alarak kaçmaya karar verir. Bir gece sessizce evden ayrılır. Ancak yakalanma korkusuyla yaptığı küçük bir hata, hayatının tamamen değişmesine neden olur. Kaçabilmek için bindiği araç, hiç beklemediği birine aittir. Cesur Kadıoğlu… Adaleti, gücü ve karizmasıyla adından söz ettiren Kadıoğlu Aşireti’nin ağası. Zeyno’nun ağzından çıkan tek bir cümle ve yaşanan yanlış anlaşılma, ikisini geri dönüşü olmayan bir yola sürükler. Böylece iki genç için evlilik kararı alınır. Altı aylık evlilik sürecinde sırlar ortaya çıkar, düşmanlıklar büyür, kıskançlıklar ve hesaplaşmalar gün yüzüne çıkar. Ancak Zeyno’yu bekleyen asıl sınav, hayatına giren insanlar değil; kaderinin ona hazırladığı acı gerçekler olur. Yorum; Bu seri beni resmen uykusuz bıraktı. “Bir bölüm daha okuyayım.” derken gecenin nasıl geçtiğini fark etmediğim kitaplardan biri oldu. Ama sanırım beni en çok etkileyen şey Zeyno’nun karakteriydi. Her düştüğünde yeniden ayağa kalkması… Her kırılışında biraz daha güçlenmesi… Her şeyini kaybettiğini düşündüğünde bile mücadeleden vazgeçmemesi… Tam anlamıyla bir Anka kuşu gibiydi. İnsanların sırtını döndüğü, yalnız bırakıldığı ve kimsesiz hissettiği sahnelerde kalbim kırıldı. Bir karaktere bu kadar üzülmeyeli uzun zaman olmuştu. Cesur’a gelirsek…Onun yaşadığı iç çatışmalar göz önünde ama yinede Zeyno’ya karşı gösterdiği acımasız tavırların bir kısmını haklı bulamadım. Bu yüzden okurken ona kızdığım
Bir Rüya İçin AğıtŞehnaz Haşimoğlu · Lapis Kitap · 2022595 okunma
Kutlu Olsun I
7/10
·432 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:00
" Yetmeyecek. Ben artık bana sunulan kırıntılarla yetinmek istemiyorum, Rüzgar. Bu, en çok da senin için geçerli. Ya hep, ya hiç. -Meltem T. A. " İlk konuşmalarında bir sürü günlerini kutlayarak hep bir konu açtı Meltem. Sevdiğini söylemesine rağmen Rüzgar hep dedi ki, Sen eski hislerimizi seviyorsun. Ancak Meltemin söylediği tam tersi oldu... Görelim ama ben sana hep seni seviyorum dedim... Bir telefon araması size geçmişinizi verebilir miydi? Rüzgar ve Meltem için tam da böyle olmuştu. Yaptıkları daha doğrusu Meltem'in Rüzgar'ı araması ve konuşmaları onlara geçmişlerini verdi. Telefonda yaşanan bir olaydan sonra 1 aylık gibi zaman atlaması oluyor. Sonrasında Rüzgar geliyor ve bam! Rüzgar ve Meltem bir anda kendilerini güzel bir maceranın içinde buluyorlar. Yazım dili bazı yerlerde komik olsa da içinde biraz dram barındırıyor. Geçmişten gelen misafir ya kalıcı olacak ya da bizim hayatımızda temelli bir ev sahibi olacak. Rüzgar ve Meltem işte... Tam bizimkilerin hikayesi ya bu cümle. Buraya çok şey yazarım ancak yazacağım bir cümle bile spoiler olarak değerlendirilebilir. Süslü kelimeleri pek sevmem ancak yapılması gerektiği düşüncesini de haklı buluyorum. Bu yüzden biz yorum yapıp sonrasında direkt alıntılara geçelim. Yazım dili basit gibi görünse de altında anlam barındıran birçok kelime var. Bunları anlamamız gerekiyor ki devamında gelen cümleler bize anlamsız gelmesin. Bunun için bir yeri iki kere falan okumuş olabilirim. Yetimhanelerin kötülenmesi değil de belki de yazarımız, yaşanılanlara şahit olmuştur falan. O kadar kötüleme yoktu ama bir yandan da şöyle düşünürsek, bu okuduğumuz bir kitap. O ise, yaşanılan bir hayat. Daha fazla sözü uzatmayacağım... Finalde öyle şeyler oluyor ki ben hiç duraksamadan Kutlu olsun I'nin satırlarında kendimi buluyorum.
Kutlu OlsunAyça T. K. · Pukka Yayınları · 0814 okunma
Aşkı Memnu?
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:37
Nerden başlayacağımı bilmemekle beraber yazmak istediğim çok şey var. Öncelikli olarak kitaptan ne beklediğimi ve ne bulduğuma değinmek istiyorum. (spoiler) Dünya klasiği, Tolstoy, dönemin şartları gibi durumlar birleştiğinde ben muazzam bir eser okuyacağımı düşünmüştüm. Buradan eseri kötülediğim anlaşılmasın ama ben gerçekten daha farklı bekliyordum. Aşk, aldatma, eli elinin cebinde muhabbetinin bu denli yoğun olacağını düşünmemiştim. Daha felsefik ve tarihi bakışları olan, aşk üzerinden dozunda ders veren her anlamda yeterli bir eser beklemiştim. Türk dizilerinden kaçan, Aşkı Memnu okumayan kendime dünya klasiği adı altında hepsini yaşattım gibi hissettim. ''Abartıyorsun, sen olayı anlamamışsın kitapta karakter analizi vardı'' diyecek olanlar sakin olsun. Biliyorum haklısınız, dönemin şartları gereği kadın çok güzel yansıtılmış. Ergenliğe girdiği an sosyete güzellemeleri ile kendine koca bulmaya çalışan, bulduğunda cicim ayları gereği dünyanın en mutlu insanı gibi hisseden kadının evlendikten sonra eşinin onu aldatmasını ve bu duruma müdahale edemeyip (ahlaksız ilan edilir) sineye çekmesini; sıra sıra çocuklar yapıp güzelliğini, mutluluğunu kaybedip hayattan bezmesini adım adım çok güzel yansıtmış kitap. Kitapda ki '' Neye yarayacak bunca didinme? Benim rahat bir dakika yüzü görmeden kah gebe kah çocuk emzirerek her an öfkeli her an huysuz, acı çekerek başkalarına da acı çektirerek kocasının tiksindiği kadın olarak ömrümü tüketmemden başka neye yarayacak? '' Alıntısından bu söylediklerime hak vereceksinizdir. ​ Kitabın ana karakteri olan Anna'nın durumu başlı başlına inceleme gerektirir. Keza Levin içinde aynı durum söz konusu. Ben kısaca ikisi hakkında da fikrimi söyleyeyim.Kocasını sevmeyen, hayatından memnun olmayan Anna'nın, kocasını açık seçik aldatmasını
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Yaşamı Hala Seviyor muyuz??
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:44
Erich Fromm okumaya başlamak isteyen biri için Sevme Sanatı ve Yaşamı Hâlâ Seviyor Muyuz? bence en doğru başlangıç kitaplarından ikisidir. Çünkü bu iki eser, Fromm'un insana, topluma ve yaşama nasıl baktığını anlamak için önemli birer kapı aralıyor. Erich Fromm'un Yaşamı Hâlâ Seviyor Muyuz? kitabı; çeşitli röportajlardan, makalelerden, konferanslardan ve farklı eserlerinden alınan bölümlerden oluşuyor. Birbirinden bağımsız gibi görünen bu metinler, ortak bir sorunun etrafında birleşiyor. Erich Fromm yalnızca bir psikolog değildir. Aynı zamanda güçlü bir sosyologdur. Belki de bu yüzden insanı hiçbir zaman toplumdan kopuk ele almaz. Çünkü insanı anlamanın yolu yalnızca bireyin iç dünyasına bakmaktan geçmez; onu şekillendiren toplumsal koşulları da anlamaktan geçer. Fromm'un en çok hoşuma giden yönlerinden biri de budur. O, toplumu bireyin karşısına koymaz. Tam tersine, insan ile toplumun birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir. Çünkü insansız toplum olmaz, toplumsuz insan da olmaz. İnsan sosyal bir varlıktır. Bir yere ait olmaya, başka insanlarla ilişki kurmaya ihtiyaç duyar. Bu yüzden birey ve toplum aslında aynı bütünün iki parçasıdır. Fromm da hem psikolog hem sosyolog kimliğiyle bu ilişkiyi çok başarılı bir şekilde analiz eder. Bir yandan toplumun insan üzerindeki etkilerini incelerken, diğer yandan insanın toplumu nasıl şekillendirdiğini gösterir. Çünkü toplum dediğimiz şey de sonuçta insanlardan oluşur. Toplumun ilerlemesi de gerilemesi de insanın elindedir. Yaşamı Hâlâ Seviyor Muyuz? kitabında beni en çok etkileyen kavramlardan biri "canlılık" kavramı oldu. Bugün canlılık denildiğinde çoğumuzun aklına hareketli olmak, sürekli bir şeylerle uğraşmak, yoğun olmak ya da üretmek geliyor. Oysa Fromm'un sözünü ettiği canlılık çok farklı bir şeydir. Canlılık; insanın
1000Kitap
Yaşamı Hala Seviyor muyuz?Erich Fromm · Say Yayınları · 202485 okunma
Reklam
Reklam