Vaadini gerçekleştiriyor ama niş bir kitleye hitap ediyor.
7/10
·456 syf.··
2026 262. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:57
Işıklar Söndüğünde daha ilk sayfalardan itibaren beni içine çekmeyi başaran bir kitap oldu. Hızlı başlayan yapısı ve akıcı anlatımı sayesinde atmosfere girmek hiç zor olmadı. Üstelik anlatım tarzı oldukça sinematikti; birçok sahneyi okurken gözümde net bir şekilde canlandırabildim. Yer yer mizahın da başarılı kullanılması, kitabın temposunu destekleyen unsurlardan biriydi. Ancak bu kitapla ilgili en önemli nokta, daha kapağını açmadan önce yapılan içerik uyarısını ciddiye almak gerektiği. Kitap yoğun smut, takipçi erotikası ve çeşitli tetikleyici unsurlar içeriyor. Bu tarz içeriklerden hoşlanmayan ya da rahatsız olabilecek okurlar için uygun bir tercih olduğunu düşünmüyorum. Smut oranı benim kişisel zevkime göre fazlaydı. Fakat burada kitabı haksız yere eleştirmek istemem. Çünkü yazar daha en başından nasıl bir hikâye anlattığını açıkça söylüyor ve kitap da tam olarak bunu sunuyor. Yani vaat ettiği şey neyse onu yerine getiriyor. Beni asıl düşündüren nokta ise karakterlerin ahlaki yapısı oldu. Bana göre yazar, ahlaki açıdan tartışmalı karakterleri son derece çekici fiziksel özelliklerle sunarak okurun onları daha kolay benimsemesini hedeflemiş gibi görünüyor. Bu tercih bazı okurlar için işe yarayabilir, ancak benim açımdan karakterlerin davranışlarını daha kabul edilebilir hâle getirmedi. Bununla birlikte hikâyenin sürükleyiciliğini inkâr edemem. Akıcı dili, güçlü atmosferi ve sinematik anlatımı sayesinde kitap kendini rahatlıkla okutuyor. Ahlaki açıdan gri ya da tartışmalı karakterleri kurgu içerisinde olduğu gibi kabul edebilen okurlar için oldukça keyifli bir okuma deneyimi sunabilir. Buna karşılık, bu tarz karakterlerin romantize edilmesinden hoşlanmayan veya ahlaki çarpıklık içeren ilişkileri okumayı tercih etmeyen okurların kitaptan uzak durması daha doğru
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025581 okunma
4/10
·144 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 18:22
Kitabın başında Baek Sehee dışarıdan bakıldığında başarılı görünen biridir. Büyük bir yayınevinde editör olarak çalışmaktadır, arkadaşları vardır, sosyal hayatı tamamen bitmiş değildir ve günlük sorumluluklarını yerine getirebilmektedir. Fakat iç dünyasında sürekli kendini eleştiren, hiçbir başarısını yeterli bulmayan, başkalarının gözünde değersiz olduğuna inanan biri vardır. İşte bu yüzden çevresi onun depresyonda olduğunu anlamaz. Çünkü ağlayarak yatağından çıkamayan biri değildir; işe gider, gülümser, görevlerini yapar. Ancak bütün bunları yaparken zihni sürekli onu aşağılamaktadır. İlk terapi seanslarında doktor, onun sürekli kullandığı “Ben yeterince iyi değilim.”, “İnsanlar beni aslında sevmiyor.”, “Bir hata yaparsam herkes beni küçümser.” gibi düşüncelerin gerçek olup olmadığını sorgulatır. Baek Sehee ise bunların tartışılmaz gerçekler olduğuna inanır. Doktor ise bunların gerçek değil, otomatik düşünceler olduğunu anlatır. Kitap boyunca en sık tekrar edilen konulardan biri budur “İnsan zihni, kanıt olmadan olumsuz senaryolar üretir ve kişi zamanla bunlara gerçekmiş gibi inanır.” Yazarın en büyük sorunlarından biri başkalarının onu nasıl gördüğüne aşırı önem vermesidir. Bir toplantıda yanlış bir cümle kurarsa günlerce bunu düşünür. Bir arkadaşının mesajına geç cevap vermesi bile “Benden nefret ediyor.” sonucuna ulaşmasına neden olur. Doktor ona sürekli aynı soruyu yöneltir “Bunun gerçekten kanıtı var mı?” Çoğu zaman cevap hayırdır. Böylece okur, depresyonun yalnızca mutsuzluk değil, düşünme biçimini bozan bir hastalık olduğunu görmeye başlar. Baek Sehee çocukluğuna döndüğünde, kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslayan, hata yapmaması beklenen, onay almaya bağımlı hâle gelen bir kişilik geliştirdiğini fark eder. Başarılı olsa bile kendisini başarılı hissetmez.
Alıntı
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Veyl 1 - Ucube erkek karakter ve sorunlu diger kadro
4/10
·480 syf.··
2026 4. kitabı
Merhabalaarr! (Biraz spoiler verecegim, emin degilim ama bilerek okuyun) Veyl 1 romanıyla ilgili birkaç düşüncemi belirtmek istiyorum. Hikayenin ana fikri çok güzel, suçluları suçlularla cezalandırmak falan guzel bir fikir. Ancak karakterlerimiz o kadar kotu ki okumayı iskence haline getiriyor. Zaten erkek karakter wattpad camiasındaki tum karakterlerin ozeti gibi. Hepsi birbirine benzer o ayrı da bu karakterimiz yani Kunter arkadaşımızdan bayagı nefret ediyorum. Kızımızı resmen zorla yancısı yapıyor ve bunu romantize ediyorsunuz PUHAHWBAHWHNSHE bu durumun aynısını Beyaz Leke’de de görmüstük. Bu Kunter adam zaten Beyaz Leke Tugay’ın yan sanayi hali. Bence kardesi de olabilir o ayrı mevzu, burada Kunterin etnik kokenini veya akrabalık bağlarını tartışmıyoruz. Bence cok rahatsız edici bir karakter. Kitabı okuyalı nerdeyse 7-8 ay oldu o yuzden cok detaylı hatırlamıyorum her seyi ama kunter sağ olsun iğrenc insan aklımdan cıkmamıs. Benim hayatımda veya cevremde öyle birisi olsaydı muhtemelen sikayet ederdim bir yerlere. Seni ucube kunter bu haraketlerine hicbir kız ‘dusmez’ kaba tabirle. Bilmiyorum neden bu kadar kin güttügümü sorarsanız en basta ana karakter kızımızı zorla kendi bölgesine alıyor, yine zorbalıkla yonettigi bu kaos ortamında üstüne onu yancısı yapmaya calısıyor, ve sonunda kızımızı cok seviyor herkesi asıp kesiyor ama yoook kıza gelince süt dökmüs kedi gibi onu sahipleniyor. Cok rahatsız edici bilemiyorum artık ama. Kurgu da zaten klasik wattpad plot olarak devam ediyor, güclü kadın diye yine duygusuz, tiksinilen tarzda erkekler gibi herkesi bicen bir savas makinesi iteliyorlar ilerleyen bolumlerde yan karakter olarak. Guclu kadın bu değil yazar arkadaşlar lutfen kliselerden başınızı kaldırıp bi’ sokun şunu kafanıza, anlayın artık. Tek sorun bu değil
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025500 okunma
Unutmak Kurtuluşsa, Hatırlamak Neden Hâlâ İnsan Kalmanın Bedeli?
Puan vermedi·274 syf.··
2026 133. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:13
I—BAŞLANGIÇ: Şimal Yıldızı: Unutmanın Kurtuluş, Hatırlamanın Yangın Olduğu Bir Dünya Bazı kitaplar vardır; kapağını kapatırsınız ama içindeki karanlık bir süre daha odada kalır. Şimal Yıldızı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Oğuz Yılmaz, bu eserinde sadece yıkılmış bir dünyanın hikâyesini anlatmıyor; yıkılmış insanın, kırılmış hafızanın, susmuş vicdanın ve hâlâ bir yerlerde titrek de olsa yanmaya çalışan umudun hikâyesini anlatıyor. Kitabı okurken şunu çok net hissettim: Burada asıl mesele dünyanın sonu değil; insanın, dünyanın sonundan sonra bile insan kalıp kalamayacağı. II—İNCELEME: Romanın atmosferi karanlık. Hatta yer yer insanın içine işleyen, boğucu, sisli ve soğuk bir karanlık bu. Ama bu karanlık sıradan bir dekor değil. Yazar, distopik bir evren kurarken aslında bugünün insanına da ayna tutuyor. Çünkü kitapta gördüğümüz o yıkım, sadece dışarıdaki şehirlerde, sistemlerde, düzenlerde yaşanmıyor; insanın içinde de yaşanıyor. Hafıza, unutmak, geçmiş, korku, kibir, inanç, yara, direniş ve insan kalma meselesi romanın damarlarında dolaşıyor. Hele bazı cümleler var ki, insan onları okuyup geçemiyor. Bir yerde durmak, nefes almak, hatta kendi içindeki eski defterlere bakmak zorunda kalıyor. Bu kitabın en güçlü tarafı bence tam da burada: Oğuz Yılmaz, büyük büyük olaylar anlatırken bile insanın en küçük iç sızısını unutmuyor. Distopya yazıyor ama kalbi ihmal etmiyor. Karanlık bir dünya kuruyor ama o dünyanın ortasına insanın iç yangınını yerleştiriyor. Kitapta unutmak bir nimet mi, yoksa insanın kendinden vazgeçmesi mi? Hatırlamak bir lanet mi, yoksa insan kalmanın son şartı mı? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi, yoksa insan nereye giderse gitsin kendi kuyusunu da yanında mı taşır? İşte
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202650 okunma
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Tek çocuk politikasının sürdüğü bir düzende Li Quelian ikinci çocuğuna hamiledir. Bu da yasaya aykırı olduğundan bir anlaşmaya varırlar Qin Yuhe ile boşanıp tekrar evleneceklerdir ama boşandıktan sonra da Qin gidip başkasıyla evlenmesiyle Li için işler karmaşık hale gelir. Hakim Wang Gongdao’nun karşısına çıkan Li bu kez sahte boşanmanın iptalini sonra yeniden evlenmelerini ve tekrar boşanmalarını ister. Li, inat etti tam yirmi yıl boyunca kongreler de dahil tüm bürokratların kapısını çaldı fakat hepsi birbirlerine topu attı. Çin bürokrasisini ve adalet sistemini kara mizah ve ironiyle eleştiren sürükleyici, merakla okunan bu kitabı kahkaha atarak okudum. Öneririm, mutlaka okunmalı, kitap ve sevgiyle kalın.
Kocamı Ben ÖldürmedimLiu Zhenyun · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202619 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 22. kitabı
Rüya Dükkanı 1 Dallerghut Rüya Dükkanı, son yıllarda edebiyat dünyasında büyük bir akım haline gelen Güney Kore kökenli "şifa edebiyatı" (healing fiction) türünün en naif ve derin örneklerinden biri. ​Kitap, sadece tatlı bir fantastik dünya sunmakla kalmıyor; insan psikolojisine, travmalara ve günlük hayatın koşturmacasında unuttuğumuz duygulara çok zarif bir ayna tutuyor. ​Romanda rüyalar, sadece uyurken görülen rastgele görüntüler değil; insanın bilinçaltıyla bağ kurmasını sağlayan, ruhu tedavi eden terapötik (iyileştirici) araçlar olarak konumlandırılıyor. Kitap şu felsefeyi savunuyor: İnsan uyanınca rüyayı unutsa bile, rüyanın bıraktığı duygu gün boyunca onunla kalır ve iyileşme o duyguyla başlar. Rüyanın ilk sayfalarında gerçekten rüya görmeye başlıyorsunuz. Lakin tam konsantrasyon ve ilgi ile okuduğunuzda gerçek enfes bir hikaye olgusuna tanıklık ediyorsunuz. Bu kitabın ikincisi de var. Şimdi onu okuyacağım bakalım ayni hissiyatımı verecek. Tavsiyemdir. Keyifle Okumalar !
Edebiyat
Rüya Dükkânı - 1Mi-ye Lee · Peta Kitap · 2022407 okunma