Bilmiyorum, acaba ne zaman, hangi devirde ve hangi tarihte, hangi mektepli muallim odasında ilmî bir konuşmanın, metodlu bir münakaşa hâlinde devamlılığı görülmüştür?
Maarifte, idâre âmirlerinin ilmî değerleri mutlaka üstün kimselerden seçilmesi çok kere ihmâl edildi. Düşünülmedi ki, insanoğluna yapılan bunca zulümlerin en fecîsi şudur: Âlimin cahiller elinde kalması ve kuvveti kullananlar tarafından tehdidi.. Muallimin, ilim ve ideal adamı olması için her şeyden evvel gönlü, fikri, istiklâli olmalıdır.
Bir insan her şey olamaz, talebe de hayat adamı değildir. O ne memurdur, ne esnaftır, ne diplomattır, ne de idâre adamı.. O sade talebelik mesleğinin adamıdır. Ancak zihin yetilerinin inkişâfına çalışan bir atlettir.