Tanrı'nın varlık âlemine gizlediği sırları anlamaya çalışmak, basit bir zihinsel eylemi değil, varoluşsal ve mânevî bir dönüşümü işaret eder. Bütün teorik mülahazaların ve analitik çalışmaların nihai amacı bizi bu dönüşüme hazırlamaktır. Zihnimizin ufkunu varlığın ufkuyla birleştiğinde, tefekkür etmek artık "ihsan" mertebesinde gerçekleşmeye başlar.
Okumanın amacı kitaplarda boğulmak değil, rûhu uyandırmaktır. Uyanış ve aydınlanma zahiri sûretlerin ötesindeki mânâlara uzanmaya başladığımız zaman tahassul eder.
İnsan aklı bir şeyin suretine bakarken onun mânâsını da kavrayabilecek bir özellikle donatılmıştır. Suret ve mânâyı bir arada kavramak demek, görünen gerçekliği yok saymadan ötesindeki hakikati idrak edebilmek demektir.