Kitap Yahudilik tarihinde Musa karakterinin analizine girişerek işe başlıyor. Makalelerin arasına çeşitli olaylar dolayısıyla çeyrek asırlık bir süre giriyor.
Her ne kadar Freud'un Mısır / Kadeş ikilemi aklıma yatsa da tüm toplumun bir suç ortaklığı etrafında birleştirmesini Nazi döneminin entelektüel etkileri olarak yorumluyorum. Özellikle Sellin'in Musa'nın Katli tezi felsefi bir kurgunun tarihe mal edilmesiymiş gibi duruyor. En azından bu tezi sözlü gelenekten örnekler vererek savunmalıydılar. Zaten babanın katli için tarihsel çağ olarak insanların doğru düzgün konuşamadığı bir zamana atıf yapılmışken, sonradan bu katlin ondan çok sonra uzanan bir zamana yamanması da pek akıl karı değil.
Freud'un kurduğu sisteme inanıp inanmamak her daim bizim elimizdedir. Ben baba katlinin toplumun oluşumunda temel olamayacağını düşünüyorum. . Eğer illa ebeveynlerden birinin rolü üzerine temel inşa edilecekse bunun tüm yaşamı doğuran kadın / anne olması gerekiyor gibi.
Freud, Toplumun temeline suçu yerleştirerek, Katolik kilise babalarından farklı bir şey yapmış olmuyor aslında. Ben hala toplumu bir arada tutan ethos'un insanda var olan bir arada bulunmaya duyulan istekten doğduğu kanaatindeyim.
Keyifle okunabilecek bir kitap. İlgilileri muhakkak okumalılar.