Karanlık sokaklardan biraz korkuyorum
Ama korkmuyorum da esasında.
Pardon diyorum ayağıma bastığında dünya
Saçlarımın ucundan başlıyor artık kırılma
Kelimelerin tadına bakıyorum
Zehrinden korktuğum acı kelimeler yutuyorum yanlışıkla.
Ateş püskürüp durmuyorum artık
Böylece tam tepeme bir baz istasyonu kurdular.
Işığı durmadan yanıp sönüyor ve radyasyon yayıyordu.
Arsenik ses renkleri ecza dolabında saklambaç oynarken
Yaraların sarılmayan kısmında patlardı flaşlar.
Tilkilerimin kuyrukları birbirine değiyor
Kısa devre aralarında yaşıyordum.
Birbirlerine gönderdikleri fotoğraflara baktım.
Aleni yasadışı dinleme yapıyordum.
Yeni TCK bu durumu yasaklamıştı.
Çok sosyal, çok sesli, çok görüntülü idiler
Cihazlar sarkan kulaklarından onlar kabul edilmişler.
Gözler bakmaktan kısa modaydı şimdi.
Astarı sarkmışı özellikle yüzsüz yerlerinden…
Haksız tahrik ediliyordum
Asosyal ve emekli bir yanardağ olarak
Kırmızı tükürükler püskürtsem meşru müdafaa sayılır mıydı?
Nesebime küfrettiler diyebilir miydi bu yanardağ?
Küçük kırmızı saçmalar fırlatsam havaya
Cezalandırılırdım muhalefetten ateşli silahlar kanununa
Asaletimin pankartını taşımaktan yorgundum.
Beni dağıtmalarına engel olmalıydım.
Bu bir oyun romanıydı, bir araf
Sırtından bıçaklanacaktı daima çocuk
Sendemibrütüs balığı kızartacaktı şiirin kara tavasında
Yanında roka, üstüne tahin helvası
Şangur şungur bir romandı bu, anlaşılmıştı
Gözlerdeki buğu camlar gibi kırılıp inecekti aşağıya.