Yapılan işlerin, ibadetlerin, hizmetlerin Allah rızası için olması gerektiğinden bahseder. İhlasla yapılan zerre kadar bir işin ihlassız yapılan tonlarca işten daha iyi olduğunu anlatır. Sayının ve teveccühün ehemmiyetsizliğinden bahseder. Öyle peygamberler gelmiş ki hiç ümmetleri olmadığı halde peygamberlik ücretini almışar der.
Bir inkarcının atomdan başlayan, hücreye, organlara, bedene, dünyaya, gezegenlere, güneşe, yıldızlara hâkimiyet kurma çabasından bahseder. Bu yolla inkarı kabul ettirmeye uğraşan bu kişiye her gittiği yerde haddi bildirilir.
Hapisteki mahpuslar arasında ve onlar için yazılmıştır. Hapis cezasını bu eseriyle onlar için bir medrese-i Yusufiyeye çevirmiştir. Eğer gerekli sabrı gösterirlerse orasının tam bir ıslahhane olacağını anlatır.
Ramazanın hikmetlerinden, orucun beden ve ruh için eşsiz bir eğitmen olduğundan bahseder. İktisadın gerekliliğinden ve eşsiz bir hazine olduğundan bahseder. Kendi iktisat örneklerini verir. Abdullah Bin Ömer'den bahseder.
Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin Divan-ı Harbi Örfi'de yargılanması ve kendini savunması beyan edilir. Neticede beraat eder ve hakimler teşekkür beklerken o meşhur sözünü söyler: Zalimler için yaşasın cehennem.