Gerçek hayaller, insanı korkutacak kadar büyük olmalıydı. Benim asıl korkum, yolda kaybolmak değil; yola hiç çıkmamış olmaktı. İşte hayallerimin sınırlarını aşmaya giden gerçek yolculuk, tam da böyle başladı. 
Çünkü bir hayalin peşinden gitmek, her zaman düz bir yolda yürümek değildir. Bazen yol çatallanır, bazen asfalt biter, bazen dikenler ayağını kanatır. Önemli olan, ayağın kanasa da gözlerin hep ufukta kalmasıdır. 
İki kız çocuğu babası olarak öz güvenle ilgili şunları hatırlatmak isterim: Bir çocuk hata yaptığında azarlanıyorsa, en çok saklanmayı öğrenir. Oysa hata, başarısızlığın değil öğrenmenin doğal bir parçasıdır.
Kurtuluş Savaşı yıllarında Batı Cephesi Komutanı olarak görev yapan İsmet İnönü’nün küçük oğlu İzzet İnönü, savaşın en yoğun dönemlerinde hayatını kaybetmiştir. Cephedeki görev şartları ve dönemin iletişim imkânlarının sınırlı olması nedeniyle bu durum kendisine hemen bildirilmemiştir. İnönü, oğlunun vefatını Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından öğrenmiştir. Bu olay, savaş yıllarında devlet yöneticilerinin kişisel hayatlarının da cephe şartlarından bağımsız olmadığını gösteren örneklerden biri olarak anılmaktadır.