halosnes

hayat, nihayetinde, içine hapsolduğu ağdan kurtulmuş falan değil. hapsolduğu ağdan kurtulup özgürleşen hayat diye bir şey yok: hayatın kendisi o ağ, insanları yerli yerinde tutuyor, olayları anlamlı hale getiriyor. kısıtlamaları paramparça edip anlamsız bir varoluşu sürdürmek mümkün değil. insanlar, başkaları olanaksız kılıyor bunu. fakat başkaları olmasa hayat da olmaz.
Sayfa 331·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
evet, dünyada iyiliğe ve nezakete yer var, diye düşünüyor: insanın hayattaki ödevi de başkalarına iyilik yapmak; zayıflıklarından yakınmak değil.
Sayfa 294·Kitabı okudu
Alıntı
hayatın kendisi, diye düşünüyor Ivan, hayatın her ânı yapılan her satranç maçı kadar kıymetli ve güzel olabilir, tabii nasıl yaşayacağınızı bilirseniz.
Sayfa 286·Kitabı okudu
Alıntı
o anda ikisinin arasındaki his, gerçek değil mi? insanlar arasındaki hislerin kendine özgü bir gerçekliği yok mu? biçimsel önermelerin doğruluk değeri anlamında yok, hayır. o halde neden o sözcük, “doğruluk” sözcüğü resmi tanımıyla tükenmeyen belli bir duygu da içeriyor?
Sayfa 283·Kitabı okudu
Alıntı
bir yandan da kendimize fazla yükleniyoruz, diyor, çünkü ikimiz de hayatlarımız boyunca başka insanların yenilgi diye niyelendirebileceği şeye gönüllü biçimde maruz kaldık. bence bu da belli ölçüde cesaret gerektiriyor. yalnızca psikolojik açıdan bile olsa.
Sayfa 178·Kitabı okudu
Alıntı