Dünyanın güvenilmez bir yer, insanların da içinin karasını göstermeyen varlıklar olduğuna ilişkin yoğun eğitimimi çok küçükken, anneannemden almıştım. Ama aldırmamıştım, insanın insana güvenmesi gerektiğini, bizimkilerin her şeyi olduğu gibi bunu da abarttıklarını, yaşadıkları tesadüfi kötü örnekler nedeniyle böyle düşündüklerini düşünüyordum.
İnsan yaşadıklarını korktuğu için unutur ya da utandığı için. Hatırlayınca acı veriyor diye unutmaz, acı kendini unutturmaz çünkü. Terapilerde açığa çıkan travmalar aslında unutulmamıştır, hep aynı yerde, zihnin ortasında, hatta gözlerinin önünde bir yerde duruyordur,sadece dile gelmemiştir. Gerçekten unutulmuş, hafızanın kuyusundan söke söke çıkarılmış bir travma varsa, muhakkak benliği delik deşik edecek kadar büyük bir utancın ya da korkunun parçasıdır.