Osman Aysu'nun okumuş olduğum bilmem kaçıncı kitabı. Betül'ün kardeşinin kimin iğfal ettiğini öğrenince ters köşe oldum. Ben sevgilisi Engin diye düşünürken patronu Galip'in çıkması ve onu haklayıp yaşamına son vermesi üzücü bi final oldu. Keşke Engin'le hayatına devam etseymiş.
Millet birbirine sarılmayı unuttu, birbirinin gözünün içine muhabbetle bakmayı, birbirlerine sevgi duymayı, saygı duymayı. İnsanlar insan olmayı unuttu.
klasik ahmet ümit eserlerinden biri olmakla birlikte son zamanlarda yaşadığımız olaylara da inceden dokundurmuş. özellikle yardımcısı ali'nin bakan göndermesi en çok dikkati çekendi.
benim sadece kafamı kurcalayan şey şu. başkomiserin eşi güzide ve kızı aysun 99 yılında ölmedi mi? peki kitapta niye sürekli 7 yıl öncesi diye sürekli o zaman dilimini ima ediyor?
Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.