Neyi neden yaptığımı bilmeden yaptığım şeyden daha kötüsü, ne pahasına sürdürüyorum diye bir kez bile düşünmemiş olmam, ki bu beni hiç şaşırtmıyor, denemedim çünkü düşünmeyi. Bunun nedeni de daha berbat bir yaşamı tasarlayabilecek bir durumda olmamamdı, yoksa kendimi tanıdığım kadarıyla bu yaşamı gerçekleştirinceye kadar uğraşıp didinirdim. Elimde olanla yetinirim ben, kendimle de oldum olası yetinmişimdir, sevgili küçük tatlı geleceğimle ilgili kaygı duymam pek, huzurluyumdur.
Evet, kim olduğumu unutup gözümün önünde bir yabancı gibi kasıla kasıla dolaşıyorum, kimi zaman başıma geliyor bu, ileride de gelecektir. İşte o zaman göğü olduğundan farklı görüyorum, toprak da yalancı renklere bürünüyor. Bir dinlenişe benziyor ama değil, bu yabancı ışıkta yitip gitmekten mutluyum, bir zamanlar benim olması gereken bu ışıkta, inanmak istiyorum buna, sonra dönüşün kaygısı, nereye olduğunu söylemeyeceğim, yapamam bunu, yokluğa belki, dönüş zorunludur, tüm bildiğim bu, kalmanız bir kepazeliktir, gitmeniz bir kepazelik.