"İslam bizi geri bıraktı, Batı karşısında yenilgilerimizin sebebi İslam'dır!" hükmü, giderek bir inanç, bir yaşama biçimi halini aldı. Bunu da modernlik kisvesi altında hınç ve taassupla dolu telkinler halinde yaydılar; bu tür ideolojilere ve akımlara neredeyse meşrutiyet kazandırıldı… Bu yanılgıların ortasında doğdum ve yetiştim. Gerçeğin ise tam tersi olduğunu pek çok bedel ödeyerek idrak ettim.
Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti… Varoluşuna sahih neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazi hali, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım… Allah hepimizi ve özellikle yeni nesilleri böylesi azaplardan esirgesin…
Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücümün yettiğince tefekkür ediyorum...
Bir gün sarayın avlusunda rastladığı Behlül Dana’ya Harun Reşid sorar:
-“Nereden geliyorsun ey Behlül?”
Beklemeden cevap verir:
-“Cehennemden.”
-“Ne işin vardı cehennemde?”
-“Ateş almaya gitmiştim de.”
-“Hani ateşin yok elinde.”
-“Dediler ki, burada ateş olmaz. Herkes ateşini kendisi getirir dünyadan"
Çağdaş Bir Ürperti şiirinde; “Ve artık anlatmak için yeryüzünün tuğlalarını seni anlatıyorum.” diyen İsmet Özel, Of Not Being A Jaw şiirinde; Tam düşerken tutunduğum tuğlayı, kendime rab bellemeyeceğim.” diyor. Bu, bir şairin; en güzel vazgeçişidir.Aynı Adam' şiirinde; ‘’Gözlerim nemli değil, gözlerim namlu.’’ diyen İsmet Özel, 'Mazot' şiirinde; ‘’Dikkat et, hiçbir şey ıslatmasın namluları." diyor. Bu, bir şairin en nahif ağlatma beni serzenişi.