Hamide Çavdar

Bırakmak ne zormuş. Ama bir kere bırakınca ne kolaymış her şey.
Sayfa 83 - İletişim Yay.·Kitabı okudu
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Nerede yorulacağım, nerede yitiricem hevesimi ya da nerede uçar gibi koşacağım, nerede yüreğim ağzımda atacak, hiç düşünmedim. Beklememeyi öğretiyorum çünkü kendime. Kurmamayı, hayatın işine karışmamayı bazen. Yarının kestirilemez hallerine önceden isim takıp da, koşullamamayı kendimi.
Sayfa 83 - İletişim Yay.·Kitabı okudu
Alıntı
Bazen gitmenin mi yoksa kalmanın mı daha zor, daha hüzünlü, daha çekilmez olduğunu anlamamız için hayatın bize bunu bilhassa yaptığını düşünüyorum. İki seçeneğin de kurtuluş olmadığını anlamamız için.
Sayfa 82 - İletişim Yay.·Kitabı okudu
Alıntı
Oysa artık bir limana sürüklenmek istiyorum, Deniz. Kök salmak istiyorum. Bir yerde ya da birinin yanında biraz olsun kalabileceğime inanmak istiyorum. En azından kafamın içinde bazı şeylerin akmadan öylece kalabildiği, dışarıda son sürat değişen manzaraya inat, içeride, bazen çok derinde, kaçıp sakinlediğim bir bahçe bulmak istiyorum. Zamanın gülünç bir detaya dönüştüğü o bahçede, ağaçların bilgeliğine falan ulaşmak istiyorum. Kayaların, dağların, denizin ne olsa sarsılmayacak gibi görünen bütünlüğüne kavuşmak. Yalnızlığın o kadar da yalnız bir şey olmadığı, tek başına da olsa evrendeki her şeyin bir parçası olduğunu önlenemez şekilde hissettiğin, bir ağacın gövdesi neyse, benim de tam olarak o olduğumu, o kadar olduğumu, daha fazlası olmadığımı iyi bildiğim bir bahçe.
Sayfa 78 - İletişim Yay.·Kitabı okudu
Alıntı
Elini elimin üstüne koydu. Soğuktu. Tanıdığım bir el değildi elimin üzerindeki. Maddenin manası değişince gerçekliğinin bunca değişmesi şaşırtıcıydı.
Sayfa 72 - İletişim Yay.·Kitabı okudu
Alıntı