Hamide Çavdar

Oysa onların nazarında taş üstüne taş bırakmayacak bir felaket olan bu boşanma neticesinde, pişiyi fazla kaçırınca tansiyonu fırlayıveren pamuk kalpli komşu teyzelerin sandığı gibi dünya başıma yıkılmayacaktı benim. Hiç giymediği bir eldivenin tekini kaybettiğine üzülmezdi insan.
Sayfa 43 - İletişim Yay.·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Çocuk olmak bilmediğinin üzerinden atlamak, bildiğinle yetinmek, elindeki azıcık da olsa ondan bir hikaye yazmaktı. Evdeki bütün terlikleri uç uca dizip halının çizgilerinde yürüterek kocaman caddeler inşa etmekti mesela, buzdolabı kolisinden uzay mekiği yapmaktı, akşam sefası tohumlarından, kozalaklardan, pisipisi otlarından tencere tencere yemek pişirip yalandan ziyafetler vermek ahalisine. Bir dünya kurmak için bit kadar şeylerin yetebildiğine inanmaktı.
Sayfa 37 - İletişim Yay.·Kitabı okudu
Alıntı
Beklemek eziyet de olsa bir çocuk için hayatta kalmanın tek yoluydu bazen. Sen o yana bakmazken savaşlar kopar, insanlar ölür, birileri çok ağlardı. Çocuk olmak fırtınanın gözünde durmaktı. Görünmez bir camın ardında tozun inmesini beklemekti.
Sayfa 36 - İletişim Yay.·Kitabı okudu
Alıntı
Ölümün gölgeli vadisinde yürümeme rağmen, hiçbir şeytandan korkmuyorum çünkü sen benimlesin.
Sayfa 33 - İletişim Yay.·Kitabı okudu
Alıntı
Senin olduğun yerde en güçlü, en akıllı ben değildim. Her şeyi tek başına halletmeye dünden razı biri olarak, “Ben hallederim, merak etme” cümlesini duymanın insana nasıl büyük bir ferahlık verdiğini ilk kez sayende öğrenmiştim.
Sayfa 32 - İletişim Yay.·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam