Hop: Gülümse!
Benim de sevilebileceğimi kendime kanıtlamak zorundaydım. İnsanlar ailemin bana destek olmak yerine kaçmayı tercih ettiğini öğrenmeden önce bütün dünyaya bunu öğretmem gerekiyordu.
Terk edilmeyi kabullenmem söz konusu bile değildi. İki defa terk edilmek, ilkinde doğumumda, annem tarafından, diğeri de ergenliğimde babam tarafından. Eğer bu bilinseydi şansım ne olurdu kim bilir. Bu kadar korkunç ne vardı bende? Sevgiyi imkansız kılan ne vardı bende? Kararımdan geri dönüş yoktu: Babam varmış gibi devam edecektim.
“Sen neden hiç gülmüyorsun Momo?“ diye sordu Mösyö İbrahim.
İşte bu soru gerçek bir yumruktu, hatta bir çifte gibiydi, hazırlıklı değildim.
“Gülmek zengin insanların şeyidir, Mösyö İbrahim, benim imkanım yok.
Beni sinir edip canımı sıkmak için gülümsemeye başladı.
“Sen benim zengin olduğumu mu sanıyorsun?”
“Kasanızda her zaman para var. Bütün gün bu kadar para toplayan başka birini tanımıyorum.”
“Paralarla aldığım malların parasını ve kirayı ödüyorum. Ay sonunda bana pek az para kalıyor, sen de biliyorsun.“
Sanki damarıma basmak istiyor gibi daha da fazla sırıtmaya başladı.
“Mösyö İbrahim, zengin insanların şeyi dediğim, gülmek yani, mutlu insanların şeyidir demek istiyorum.“
“İşte orada yanılıyorsun. Asıl gülümsemek insanları mutlu eder“
Yüreğimin sevgili evlatları, yaşayın ve mutlu olun ve Tanrı’nın geleceği insanın gözlerinin önüne sermeye tenezzül ettiği güne kadar tüm insani bilgeliğin şu iki sözcükle ifade edileceğini asla unutmayın: beklemek ve umut etmek!
Sayfa 764 - Türkiye İş Bankası Kültür Yay., II. Cilt·Kitabı okudu