değerli kişilerde yollarını yitirmişlerdi, oysa onların tek istedikleri toplumlarını çağdaşlaştırmaktı; onlar bilginin geniş kitlelere yayılmasından, kızların okula gitmesinden, şans eşitliğinden, düşünce özgürlüğünden, kabileciliğin zayıflamasından ve derebeyi ayrıcalıklarının ortadan kalkmasından yanaydılar.
Siyasette, dinin kendisi bir amaç değildir, düşüncelerden biridir yalnızca; meşruiyet en inançlı olana değil, mücadelesi halkınkiyle aynı olana verilir.
Avrupa için başka, Afrika, Asya ya da İslam âlemi için başka insan hakları yoktur. Yeryüzündeki hiçbir halk kölelik, despotluk, zorbalık, cahillik, karanlıkçılık için ya da kadınların köle olması için yaratılmamıştır. Bu temel gerçeklik ne zaman yadsınsa, insanlığa ihanet edilmiş olur, kendine ihanet edilmiş olur.