hamsi kurtulamadı

hamsi kurtulamadı
@hamsimicalamazsin
rahmet zaten gökten gelir, mavi gökten olur mu hiç çatı?
Reklam
Melek
uyu bebek, büyü bebek beşiğinde sallan bebek. daha ana rahminde, dayak sesi duyan bebek günahı babasından gelen, suçu anasına kalan bebek. el bebek, öl bebek ak battaniyesi al lekeli bebek. cennet koyunlu doğan, kan kokulu bebek. tahta başlıklı yatakta yatan yorganı kuru toprak bebek, melek ol, anneni koru bebek.
yazamam, anlatamam kokunu kimselere. ruhumda bakışlarını anlatmaya kelimeler bulamam. yazdığın şiir kitaplarına hapsettim seni, her bir mürekkep lekesinde yeniden yaşıyorum seni, bizi. kavga ettiğimiz geceleri özlüyorum, sonundaki barışmalarımızı okuyorum. resim defterlerinde buluyorum bazen ruhlarımızı çizgilerin ardındaki anıları, hislerimizi duyuyorum. kömürün kağıda geçtiği tuvallerde çizilmiş gözlerinden hatırlıyorum, gözlerinde kendimi görmeyi özlüyorum. bir rüyalarımda bir de sararmış kağıtlar arasında yaşıyoruz artık biz. zihnime mıhladığım kokun gidiyor yavaş yavaş artık. şimdi yağmur yağınca ıslak toprak kokuyorsun sevgilim. yorgan niyetine diktiğim birkaç çiçeğin altında üşüme diye dualar ediyorum. ama hissediyorum, geceleri saçlarımın üstünde ellerin olduğunu biliyorum. penceremi bilerek açık bırakıyorum, rüzgar olup gel diye sevgilim. ben hala her gece seninle uyuyorum.
hayal ediyorum, daha doğrusu düşünüyorum. camiden okunan selada tanımadığım isimlerin, birilerinin anne babası olduğunu biliyorum. ya da ablası abisi, kardeşi… düşünüyorum, değer verdiğim birini kaybediyorum: düşlerimde ağlamıyorum, dümdüz bakıyorum, gözlerimde yaş göremiyorum. etraf ölüm kokuyor ama hissedemiyorum. şimdiyse ağlıyorum, ama ölüme değil; ölüme ağlamama duygusuna ağlıyorum. bir gün altına gireceğim toprağa hislerimi şimdiden gömmüş gibi hissediyorum.
her dün, yarınlara panzehir içiyorum. bugün ağlamazsam, ertesi güne söz veriyorum. hayatımın yazarı daktilonun tuşlarına sert basmaya başladığı günden beri kelimeleri kaldıramıyorum. baharın gelmesiyle beni yaratan yazar, kışa kadar öldüreceğine ant içmiş gibi. yeşermiş bir yaprağı sararmasını beklemeden bir hiç uğruna kopartır gibi. mürekkebi kışa varmadan bitsin istiyorum, hasbelkader yazdığı mutlu bir sahnenin ortasında hayat dursun, mürekkepler kurusun. el yazısıyla üç harflik bir “son” yazılsın cenazem okunmasın, mezarım kazılmasın, betimlemelerde kaybolduğum yeter, beni okuyan her kimse üç harfli olan kelimeden neler olduğunu anlasın. yürek yakan paragrafların aralarında soluklandığım yeter, bırakın hikayenin sonunu okuyan zihinlerde mutlu bir şekilde nefes alayım.