uyu bebek, büyü bebek
beşiğinde sallan bebek.
daha ana rahminde,
dayak sesi duyan bebek
günahı babasından gelen,
suçu anasına kalan bebek.
el bebek, öl bebek
ak battaniyesi al lekeli bebek.
cennet koyunlu doğan,
kan kokulu bebek.
tahta başlıklı yatakta yatan
yorganı kuru toprak bebek,
melek ol, anneni koru bebek.
yazamam, anlatamam kokunu kimselere.
ruhumda bakışlarını anlatmaya kelimeler bulamam.
yazdığın şiir kitaplarına hapsettim seni,
her bir mürekkep lekesinde yeniden yaşıyorum seni, bizi.
kavga ettiğimiz geceleri özlüyorum, sonundaki barışmalarımızı okuyorum.
resim defterlerinde buluyorum bazen ruhlarımızı
çizgilerin ardındaki anıları, hislerimizi duyuyorum.
kömürün kağıda geçtiği tuvallerde çizilmiş gözlerinden hatırlıyorum, gözlerinde kendimi görmeyi özlüyorum.
bir rüyalarımda bir de sararmış kağıtlar arasında yaşıyoruz artık biz.
zihnime mıhladığım kokun gidiyor yavaş yavaş artık.
şimdi yağmur yağınca ıslak toprak kokuyorsun sevgilim.
yorgan niyetine diktiğim birkaç çiçeğin altında üşüme diye dualar ediyorum.
ama hissediyorum, geceleri saçlarımın üstünde ellerin olduğunu biliyorum.
penceremi bilerek açık bırakıyorum, rüzgar olup gel diye sevgilim.
ben hala her gece seninle uyuyorum.
hayal ediyorum, daha doğrusu düşünüyorum.
camiden okunan selada tanımadığım isimlerin, birilerinin anne babası olduğunu biliyorum.
ya da ablası abisi, kardeşi…
düşünüyorum, değer verdiğim birini kaybediyorum:
düşlerimde ağlamıyorum,
dümdüz bakıyorum, gözlerimde yaş göremiyorum.
etraf ölüm kokuyor ama hissedemiyorum.
şimdiyse ağlıyorum,
ama ölüme değil;
ölüme ağlamama duygusuna ağlıyorum.
bir gün altına gireceğim toprağa hislerimi şimdiden gömmüş gibi hissediyorum.