hanabi

sarkis'le ben havadan habersiziz, aynı zamanda kuzeniz. kuşları biliriz... kuşağını da biliriz göğün, etrafımıza dolamışlığımız hafif yağmurlara denk geldi, ona az, bana çok. babalarımız tapularını yarıştırır, annelerimiz perdelerini. sarkis'le benim sadece gökyüzümüz var, bize fazla fazla yeten.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
...eli elimden uzaklaştı. sözcüklerine yardımcı oluyordu parmakları. oysa o parmakların yeri ellerimdi. oysa o parmakların yeri yüzümdü ve bu parmaklar oraya ince beyaz iple dikilmeliydi. anlatmaya devam etti. gözleri arada yaşarıyor, küçük yıldızlar halinde damlacıklar oturyordu içlerine. akmıyordu. aksa, o yaşlar yere değse, değdiği yerden dünya temizlenmeye başlayacaktı.
bilerek kaçardım aynalardan. sebebi ise su götürmez çirkinliğimdi... ya bizim evde aynalar gerçekleri göstermiyor ya da babam aynalara iman etmiyor. halihazırda aynalara inanan sadece benim. ortaya söylenen her "çirkin" lafını kaftanım bilip üzerime alır ve başım ağır çekimde önüme eğerim.
cebimdeki küçük patatesi mezarına bastım. mezarının toprağı onun göğsü gibi yumuşacıktı. kafam onun göğüslerinde nasıl kayboluyorsa patates de öyle hemencecik kayboldu. üzerini iyice kapattım. dua ettim. kökleri ben diye göğsüne değsin. duam bu kadar.
aşktan söz etmek için sana tutup bahaneler arardım, bahaneye gerek mi vardı. sen sormadan anlatayım, bir semenderim vardı. daracık köşede üst üste sığıyoruz. göğsünde ısıtıyor beni. onun için, semenderimdir, diyorum. başımı dizlerine koyduğumda nefes almıyordu irkilmeyeyim diye.