Sistemin içiyle dışı arasındaki fark hakkında zerre kadar bilgimiz yok.Ama heyula bir korkumuz var.Biz,hepimiz iyi kötü bir tanrıya inanıyoruz.O tanrının bizim değil,başkalarının tanrısı olabileceği fikrini her yıkımda,her felakette,her yüzleşmede hızlıca zihnimizden kovuyoruz.
Hepimizin denk geldiği,gördüğümüz ama görmezden geldiğimiz,görülmeyen yaşamları olan 5 insan.Evli ve 1 çocuk babası olan Musa bir sabah ceketini alıp dönmemek üzere evini terkeder sokaklarda yaşamaya dilenmeye başlar.Kitap Musa'nın anlatımıyla başlıyor.Sokakta sevgilisi onu başka erkeklere satmasın diye bacaklarını dizlerinden kesen Efsun abla,hafızasını yitirmiş Adnan abi,hayat kadını Hülya,ve çöpten buldukları bebek Matruşkayla tanışır.Hepsinin hikayesi farklı ortak dertleri barınacak bir yer bulmak.Onların tanrısı ile onlardan olmayanların tanrısı aynı değil.Sistemin dışına atılmış insanlar.Onların gözünden sistemin içinde yer alan bizlerin düşüncelerini,hissettikleri,sokakta yaşayan insanların diğerleri tarafından görünmezliği.Yoksulluk,güvenlik,barınma sorunu,insanin anlam arayışı,hayatta kalma mücadelesi.Gerçek ile rüya arasında bir kurgu.Kelimeler resmen dans ediyor.Altı çizilecek çok cümle var.
Fatih Sultan Mehmet'in,Yavuz Sultan Selim'in,Kanuni'nin torunu olabilir mi bu adam.Hiç sefere çıkmamış,savaş meydanında bulunmamış bir sultan bu,dedeleri gibi değil.