Rilke, ne zaman şiirinde ellerden bahsetse onları hep dünyaya birer uzantı olarak tanımladı. Eller ihtiyaçtı: aşığına uzanan bir kadın, annesini tutan bir çocuk, yol gösteren bir akıl hocası. Rodin için, bir el kendi içinde bir dünyaydı, eksiksiz ve içten çözülmüş. Bedenin anlatısında sadece bir cümle değildi, kendi hikayesini çizgileriyle, hatlarıyla anlatır ve bunlar bir şiirin dizeleri gibi anlama kavuşurdu.
Her şeyin ötesinde Rodin, şunu vurguladı, Travailler, toujours travailler. Çalışmalı, her zaman çalışmalı, dedi. "Ben gençliğimi buna adadım." Çalışma kelimesini "sanat" kelimesine tercih ediyordu; insan sanatı yaşamalıydı.
Kusurlu bir yaratık olan insan varlığının mükemmellikle bir ilgisi olamazdı. Ama insanlar, tüm yaşanmışlığın bir sureti olan yaralar, kırışıklıklar ve çizgilerle empati kurabilirlerdi.
Bibi, Rodin'e güzelliğin mükemmellikle değil hakikatle ilgili olduğunu öğretmişti. "Sanatta çirkin şey yoktur, karaktersiz şey vardır" kararını vermişti.