Türk Edebiyatı’nda Köy romanları daha önce çeşitli yazarlar (Reşat Nuri Güntekin/Anadolu Notları, Yakup Kadri Karaosmanoğlu/Yaban) tarafından yazılsa da bu romanlar Mahmut Makal’ın “Bizim Köy” romanı kadar çarpıcı değildir. Bizim Köy’ü çarpıcı kılan şey yaşanılanın bizzat tüm açıklığı ve yalınlığıyla anlatılmasıdır. Mahmut Makal, Konya’da doğmuş ve eğitimini Köy Enstitülerinde tamamlamıştır. Daha sonra Aksaray’ın Nurgöz köyünde öğretmenliğe başlamıştır. Makal, Nurgöz Köyü’ndeki deneyimlerini ve yaşadıklarını Varlık Dergisi’ne aylık olarak göndermiş ve daha sonra bu yazıları 1950 yılında derleyip kitaplaştırılmıştır. Kitap, yayımlandıktan sonra belirli siyasiler tarafından eleştirilmiş ve yazarın misyonerlik faaliyeti yaptığı ileri sürülmüştür. Sorumluluk alamayan ve gerçeklerden kaçan siyasiler bugün hatırlanmasa da Bizim Köy bir başyapıt olma özelliği halen korumaktadır.
Mahmut Makal, 18 yaşında Varlık Dergisi’ne notlarını gönderirken Anadolu köylüsünün perişan halini duyurmaya çalışmıştır. Amacı köyün renkli, sorunsuz ve güllük gülistanlık diye tasvir edilen gerçeklikten uzak toplumsal yapısını eleştirmek ve asıl olanı ortaya koyarak farkındalık yaratmaktır.
Bizim Köy romanı temelde 4 kısımdan oluşur. Makal, her bölümde farklı yaşanmışlıkları ele alır. Kitabın içinde Ara Güler’in köy fotoğraflarının yer alması köyün toplumsal gerçekliğini biraz daha gözler önüne serer. Yazar, eserin ilk bölümü “Geçim Derdi”nde köylünün ve çocukların genel durumundan bahseder. Yaptığı bir araştırmada sonucunda sadece Şubat Ayında ölüm listesine 120 çocuğun yazıldığını ve bunların tüm nedeninin yoksulluk olduğunu belirtir. “Bizim köyde para topraktan çıkartılır, topraklarımız ise kolay kolay adama para vermez” (Makal, 1950: 25). Temel geçim kaynağı tarım olan köylünün eline sonbaharda
Okuması keyifli bir roman, birkaç günde okunabilecek tarzda. Okurken hiç sıkılmadım. Bazı noktalarda yaşamı ve yaşanılanı sorgulatıyor. Öneriyorum, gayet iyi bir kitap!