Kötülüğü belki de doğuştan gelmiyordu. İnsanların arasına ilk adımlarını attığında olaylara maruz kaldığını, dışlandıığını hissetmişti. İnsanlar onunla ya alay ediyor ya da ona lanet okuyorlardı. Büyüdükçe, etrafını sadece kinden oluşan bir duvarın çevrelediği fark etmişti. Bu durumu kabullenip genel kötülük eğilimini benimsemiş, kendisini yaralayan silahı eline almıştı.
Bu kapı kapanırken, Quasimodo‘nun ruhuna sızan yegane sevinç ve ışık hüzmesinin yolunu kesmiş, bu ruh derin bir karanlığa gömülmüş, zavallının melankolisi de tıpkı şekilsizliği gibi tedavi edilemez bir hal almıştı.
Giderek azalan anıtlar zamanla evlerin ortasında boğulacak, kaybolup gidecekmiş gibi görünüyorlar. Babalarımızın taştan bir Paris’i vardı, çocuklarımızın alçıdan bir Paris’i olacak.