Enfes Bir Okuma Zevki
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 01:32
Başladığı andan sonuna dek tansiyon asla düşmüyor. Tam düğümü çözdüğünüzü, olayı anladığınızı sanıyorsunuz ki sizi yanıltıyor. Sonra “Aa yanılmamışım” diyorsunuz, buradan yanılıyorsunuz. Ben uzun zamandır hiçbir eseri bu kadar zevkle okumadım. Adrenalin vücudumda dolandı durdu. Etkisini uzun süre üzerimden atamayacağım bir kitaptı. Bittiğinde boşluğa düştüm sanki… Nevzat’ı, Ali’yi, Evgenia’yı, Zeynep’i düşünmekten düzgün bir inceleme de yazamıyorum. Henüz çıkamadım Ahmet Ümit evreninden. İnanılmazdı. Resmen seyir zevki verdi. Resmen polisiye bir film izliyor gibiydim. Üstelik o nasıl bir depresyon anlatısı? Hani ne yaşadın, depresyonu nasıl bu kadar iyi bilebilirsin diye de şaşırdım. Öte yandan Nevzat’ın Sabri ile yüzleşirken söylediği şeyler de beni çok duygulandırdı. Bir dost ihaneti anca bu kadar geçirilebilirdi bize. İhanetin ve depresyonun insanı ne kadar paranoyak yapabileceği de anca böyle anlatılabilirdi. Ben de Nevzat kadar Nevzat’ı hissediyorum hâlâ… Dil yormuyor, anlatı çok gerçekçi, olaylar çok karmaşık… Vücudunuzdaki zevk bir an azalmıyor. Yazar buna izin vermemek için her sayfada şaşırtıyor zaten. Müthişti… Kalemine sağlık Ahmet Ümit
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,3bin okunma
Herkese selam sana hasret...
Puan vermedi·184 syf.··
2026 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 23:05
Bazen bir kitap ne anlatıyor bu diye başlatır, sonra merakta bırakır ya sizi, işte Doğu'nun Limanları 'nı tam olarak öyle okudum bende... Sizlerle kitabın içeriğinden çok bende hissettirdiği duyguları paylaşacağım. Bol miktarda merak bazen acıma, şefkat ve merhamet bazen de hırs ve öfke uyandırdı ben de. Düşünsenize her şeye sahipsiniz ama mutlu değilsiniz hep eksik kalmış bir yanınız var. Bir yanda geçmişte her şeyi beraber yapmış iki farklı ırktan olup dost olmayı başarmış dedeler diğer tarafta kardeşine düşman olup aklınıza gelebilecek her kötülüğü yapmaya cesaret edecek bir kardeş. Hayat ne kadar garip değil mi... Şurası da çok manidâr en mülayim olması gereken Salim'den beklenirken her şeye baş kaldırması beklenen İsyan'nın rolleri öyle güzel değişmiş ki... Kitabı okuyanlar diyebilir ki İsyan da gençken isminin hakkını vermiş; ama bence öyle değil. Gençlik hevesiyle herkes her şeye biraz direniyor zaten. Hele de okumak için aileden uzaklaşmak aslında herkesten her şeyden uzaklaşmak için okumak dediği yerde aşikâr zaten bu durum.... Aradaki fark çok belirgin değil mi? Belki Clara gibi bir aşk çıkacak karşınıza bilemezsiniz ki... Ya bu uzaklaşma yolunda hayatının aşkını bulmak varsa ancak günü geldiğinde ayrılacağını bilmeden yanyana durmak... Ne acı değil mi... Kitabın son 30 sayfasında ağladım... Düşünsenize bir çocuğunuz oluyor elinizde O'na dair tek bir fotoğraf var ve siz sadece bir fotoğrafla hayata tutunuyorsunuz sadece hayale belki de. Birgün o fotoğrafın sahibi gelip buluyor sizi, siz bu sefer gerçeğe tutunuyorsunuz gelir mi gelecek mi, görecek miyim bir daha diye sadece bekliyorsunuz ama gelmiyor... Ne acı değil mi? Biraz iç dökme gibi oldu ama şöyle bitireyim... Nazım Hikmet'in şu dizleri geldi aklıma son anlarda... Gelememeyi sen anlat, Gidememeyi ben
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
6/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 22:55
"Papalagi" (veya orijinal adıyla Der Papalagi), Alman yazar Erich Scheurmann tarafından 1920 yılında yayımlanmış oldukça sıra dışı ve düşündürücü bir kitap. Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir. Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti. Kapitalizmin yaşatıldığı sekuler toplumu daha yakından tanımak için, modernliğin medeniyet diye pazarlandığı sistemi görmek istediğimizde tüm açıklığı gerçekliği ile "Papalagi" karşımızda. Kitap ismi ile iddialı ve dikkat çekici olduğu kadar, kısa olmasına rağmen yine de anlamlı, bakış açısı sunması, düşündürücü olmasıyla beni kendine çekti ve okurken içimden tebrikler sunduğum bir kitap oldu adeta. Özellikle Afrika Dramını okuyup bu konuda bir ders aldıktan sonra, kapitalizm ve demokrasi gibi, "Kur'an'ın da ifadesiyle; yaldızlı sözler" ile insanların nasıl kandırıldığını, insanların peşinden koştukları dünya ve içindeki nimetlerin aslında aracı iken nasıl yegane amaca dönüştüğünü anlatan ve yeniden anladığım çok güzel bir kitap. İnsanoğlu tabiatı gereği unutan, dalan, günaha meyilli bir varlık olması nedeniyle kendine hakikati anlatacak, yaşamının içindeki yaratılanların amacını hatırlatacak türden kitaplar okumaya muhtaç. Özellikle de mana ile maddenin yer değiştirdiği, anlam kargaşası yaşandığı, duyguların renginin kaybolduğu bir çağda, bir zaman diliminde Batıyı ve batının bize sunduğu ya da dikte ettiği kültürü, bugün özenilen o Avrupai yaşamın aslında arka planını çok güzel anlatan bir kitap ve her insanın okumasını istediğim, dili hafif bir kitap oldu benim için. Papalagi yani beyaz adam, sömürünün
1000Kitap
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 86. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 18:32
Hani sizi savunan yapılan haksızlıklara karşı gelen bir dost vardır Nazım Hikmet içinde o dost yazarımızdır. Merak edilen acaba kitapta var mı denilen konu ya Vera ya Münevver ve Piraye ile olan ilişkileri tabii ki var kitabın son sayfalarında bunlar var. Münevver biricik oğlu Mehmet'in annesi çok acılar çekti Nazım da çok sevmişti evinin her tarafı Münevver ve oğlunun resmi ile doludur. Ee bizim Nazım yakışıklı adam böyle olunca kadınlar boş bırakmıyor doktoru Galina' da aşık olur fakat Nazım ona arkadaşlıktan başka bir şey sunmaz. Piraye'ye gelince biz de fazla bir bilgi yok. Vera ah Vera o kadar sinir bozucu bir kadınmış ki yazarımız onu hiç sevmemiş nazım'dan 30 yaş küçük olmasına rağmen Nazım üzerinde hükümranlık kuruyor. Neyse bu böyle olmayacak yazdıkça yazasım geliyor şiddetle tavsiye ederim. Kitapla kalın
Nazım Hikmet'in Son YıllarıZekeriya Sertel · Remzi Kitabevi · 200119 okunma
İçindeki Çocuğa Okuyabileceğin Bir Kitap
10/10
·128 syf.·
2026 5. kitabı
"Çocuk, Köstebek, Tilki ve At". Hani hep deriz ya "çocuk kitabı" diye, inan bu eser yaş sınırlarını paramparça eden, literatürdeki o soğuk kalıpları yıkan modern bir başyapıt. Hikaye, evini arayan minik bir çocuğun; pastaya aşık bir köstebek, hayata kırgın bir tilki ve bilge bir atla kesişen yolculuğunu anlatıyor. Yazar Charlie Mackesy, o şahane el yazısı ve mürekkep lekeli illüstrasyonlarıyla aslında tek bir insanın iç dünyasındaki psikolojik katmanları sembolize etmiş: İçimizdeki o hiç büyümeyen çocuk, küçük mutlulukların peşindeki yanımız, savunma mekanizmalarımız ve bizi ayakta tutan o muazzam içsel bilge güç. Akademik gözlüklerimi çıkarıp anne kalbimi taktığımda ise bu kitap benim için adeta bir şefkat manifestosu. Kitap boyunca bu dört dost; nezaketi, öz-şefkati ve en çok da "kırılganlığın aslında en büyük güç olduğunu" fısıldıyor birbirine. Atın o meşhur "Söylediğin en cesurca şey neydi? -Yardım istemekti" repliğini her okuduğumda, hem çocuklarıma hem de kendime her şeyi tek başımıza sırtlanmak zorunda olmadığımızı hatırlatıyorum. Bizim o köşe bucak aradığımız "ev" kavramının aslında fiziksel bir mekân değil, birbirimize duyduğumuz o koşulsuz sevgi bağı olduğunu o kadar naif bir dille kanıtlıyor ki... Hayatın fırtınalı ve koşturmacalı günlerinde, masanın üzerinde durup her açtığında ruhuna iyi gelecek, çocuk büyütürken de kalbine dokunacak tam bir başucu eseri, mutlaka okunmalı.
Çocuk, Köstebek, Tilki ve AtCharlie Mackesy · Mundi Yayınevi · 20215,7bin okunma
9/10
·464 syf.··
2026 14. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:24
Esmenin dünyasında kaybolduğum bir kitap. Oxford sözlüğü hazırlanma aşamasında bir kız çocuğunun hikayesi olduğunu biliyordum. Okumadan önce beklentim daha resmi, mesafeli bir kitaptı. Okumaya başladığımda okudukça okumak. Anladıkça anlamak istedim Esmeyi. 1800 yılların sonunda bir kız çocuğu olarak Esme, böyle önemli bir eserin hazırlanma aşamasındaki gözlemlerini şımarık bir kız çocuğu olarak anlatmaya başlıyor öncelikle. Şımarıklığını bol bol hissettiriyor bize her yaşında . Daha sonra genç kızlığı ve daha da olgun yaşları. En büyük ortağı hayatta babası ve cariyesi oluyor :) Dönemin siyasi durumu ve savaşın her zaman herkes için ne kadar can yakıcı olduğunu da gözlerimiz önüne seriyor , kadının her zaman her aşamada bir şeyden eksik tutulmak istendiğini de . Ben Esmeyi çok sevdim. Tam olarak onu anlamasam da onu yakın bir dost gördüm kendime. Hani bazen arkadaşınızın yaptıklarını anlamazsınız ya da doğru bulmazsınız ama bulmak istersiniz ya o hisleri oluştu bende . Bol bol mutlu oldu , umutlandı , üzüldü , hayal kırıklığı yaşadı , yaşattı , güçsüz oldu , güçlü oldu ve benim hayal dünyamdan bir Esme geçti. Bu kitap en yalnız zamanda güzel bir dost bulmuş gibi hissettiriyor insana.
Kayıp Kelimeler SözlüğüPip Williams · Serenad Yayınları · 2022649 okunma