Sen bana bir savaşta kahramanca dövüştüğü halde, sırf ordusu arkasından gelmediği için barış masasına oturmak zorunda kalmış, yenik bir komutanı hatırlatırdın Gülay. Aşkını savaş meydanlarında bırakmış gibiydin ve ben seni o coşkulu, o heyecanlı, o hayatın gürül gürül aktığı meydana tekrar götürmek istiyordum. Sense bana hep "hayat değil huzur" demek istiyordun ama diyemiyordun. O aşk Ankara'da yaşandığı için mi öyle demek istiyordun?