Yalnızlıkla boşluk arasındaki yakın ilişkinin nedenlerini keşfetmek hiç zor değildir. Birey iç dünyasında neler olduğunu tam olarak bilemediği zamanlarda çareyi etrafına bakınıp başka insanlarla bağlantı kurmakta arar. Bu öylesine sarsıcı bir dönemdir ki, birey şimdiye dek yol gösterici olduğuna inandığı şeylerin kendini yönlendirmesi veya öz güvenini tekrar kazanması söz konusu olunca hiç işe yaramadığına inanmaya başlar. Diğer insanlar onun için bir umuttur. O, bu insanların yol gösterebileceğini, en azından korkularında yalnız olmadığını kanıtlayacaklarını umar. Gördüğümüz gibi, yalnızlık ve boşluk aynı endişe halinin değişik iki aşamasıdırlar,
Sadece, Avrupa'nın topluca içinde bocaladığı ahlaki ve duygusal boşluğun bundan yirmi-otuz sene evvel faşist diktatörlere nasıl açık davetiye çıkardığını hatırlamamız yeterlidir.
Birey kendini anlamsız, sıradan ve boş hissetmeye çok uzun bir süre dayanamaz. Eğer herhangi bir aktiviteye doğru kaymaya başlamamışsa, kısa zamanda ruhsal devinimi korkunç boyutta yavaşlar; var olan potansiyel yerini boş vermişlik ve umutsuzluğa bırakır. Durum böyle olunca da yıkmaya ve yok etmeye dayalı davranışlar kaçınılmaz sonu oluşturur.
Yeni dünyanın "cesur" içi boş insanı uygarlığı teknolojik gelişmeyle tarif ediyor. Geliştirdiği robotlar kadar kendisini robotlaştırdığının farkında olmadan.
Aklı baş tacı eden insan, yüreğinden, ruhundan uzaklaşıyor. Bu uzaklaşma bireyi kendinden koparıyor, sağlığından ediyor. İnsanlarla sıcak ilişki kurabilme kapasitesini, yakınlaşma yeteneğini köreltiyor. Ve her türlü teknolojik oyuncaklarla donanmış insan "kozmik yalnızlık" çekiyor.
Günümüz modern insanı toplu şizofreni, toplu nevroz yaşıyor. Bu nevrozun ürettiği endişe duygusunu da, ilaçlarla, uyuşturucularla, alkolle, TV ile, sahte ilişkilerle uyutmaya ve avutmaya çalışıyor. Daha fazla şeylere sahip olursa endişeden kurtulacağını sanıyor. Ama içindeki boşluğu bir türlü dolduramıyor, dolduramıyor.
Kendini tekrar ederek, bu kez farklı sonuç alacağı yanılsamasından bir türlü kurtulamıyor.
Modern insan mutsuz, doyumsuz ve korku dolu. Kendine yabancılaşmış, yalnız ve endişe dolu.
Günaha batar çıkarım
Gaflete dalıp kulluğu unuturum
Ama zorluklarla karşılasınca seni anarım
İyiki sen varsın Allahım
İnsanoğlu hep nankördür
Her hatamızda verseydin ceza
Kim kalırdı bu zindan dünyada
İyiki sen varsın Allahım
Cennetide cehennemide yaratan sensin
Cezayıda veren nimetide veren sensin
Bizi sensiz koyma tek baki kalan sensin
İyiki sen varsın Allahım
Aşık olan mabudunu arar
Bütün yaratılan kalpler senin zikrinle doyar
Abid kulun senden uzaklaşınca için için yanar
İyiki sen varsın Allahım
Benim yolum ve davam muhammediliktir
Onu kim sevmezki bütün derdi ümmetidir
Sanmaki bu bedbaht dünya ebedidir
Muhammed mustafanın hatrı için affet Allahım