Leyl

Leyl
@harabelerim
En güzel kelebekler, hep yanlış kalplere konarlarmış. Sonra solup giderler, değerleri hiç bilinmezmiş. Bütün en güzel kelebekler mezardalar.
Dostoyevski kadınlara şöyle sesleniyor: “Bir kadının yaşadığı hayattan kurtulması için bir kurtarıcı, beyaz atlı prens beklemesi onursuzluktur.”
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
yine bi' gece bi' bankta, tek başına. yanında kimse yok ama, etraf boş fazlasıyla, kendini kaybetmişsin yine, kaçmak istiyorsun böyle, yaşıyorsun ama nefes alamıyorsun, nefes almayı bile bilmiyorsun, unutmuşsun, başı boş bi' boşluktasın, önünü göremiyorsun, yönünü asla bulamıyorsun, umutlar bitti, sözler tutulmamak üzere verildi.
sessiz ol, piyanodan çıkan o huzur veren sesi dinle, o uyumu dinle. sen susuyorsun piyano notaları anlatıyor bunu. çığlıklar orada, çığlıkların orada. anlatamadığın her şey orada. lütfen sessizlik.
Eskiden, asalet iddia edilince, mutlaka, bir tanrının soyundan gelindiği ileri sürülürdü. Son zamanların sultanları bile, yeryüzünde Allah’ın gölgesi olduklarını iddia ederlerdi ya. Bir ağaca şimşek çarpıp da ağaç yıkılınca, eskilerce, birisi mutlaka ağaca savaş baltasını fırlatmış demekti. Yepyeni günü geçmiş günün bir olayına tamamıyla kurban etmekle, güzelim yepyeni güne yazık edilmiş olur. Tanrıça Athena’ya alt bir efsane, zeytinin Yu­nanistan'a nasıl geldiğini ima etmesi bakımından önemlidir. Tanrıça Athena ile Denizler Tanrısı Poseidon, Atina kentinin koruyuculuğu için, yarışmaya girişirler. Kente en faydalı şeyi getiren, muzaffer sayılacaktır. Poseidon atı, Athena ise zeytin ağacını getirir. Athena kazanır ve kentin koruyucusu olur. O zamanın megaron denilen, iki gözlü evleri­nin alt odalarında pencere yoktu. O karanlıkta Poseidon'un atını oynatacak değil, kandil yakacaklar­dı. Zaten Yunanistan’da zeytin, azlığı yüzünden, kut­sal bir hal almıştı. Yarışlarda kazananların alınlarına, zeytin dalı çelengi konulurdu. Doğru degilse,iyi uydurulmuş bir yalandır. Rönesans çağında uyanabildiler ve bu uyanışları da kuzeyden değil, güneyden geldi. Oraya da doğudan geçmişti. (Türkler şalvarı Anadolu'da buldular ve orada buldukları giyimi kabul ettiler.) Şalvar, Minoen fresklerindeki erkeklerde pek belli olarak görülür. Pantolon, şalvarın pek değişmiş bir şeklidir. Pantolonu ata binmek için İskitler uydurdular. Asya steplerinden gelen Moğollar ve Türkler pantolon giyerlerdi. Daphne Defne, Trakofrigya dilinde, güneşin yükselmesiyle kaçan şafak pembeliğidir. Biz bir yandan Batı kültürünü benimsemeye kalkışırız. Batı ise klasik kültürünü benimser ve kendisini o asıldan bilir. Ama biz, vaktiyle Anado­lu’da yaşamış olan atalarımızın yarattığı o kültürü yadırgar ve
ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya. ona sorarsanız : "lafı bile edilmez, mikroskobik bir zaman." bana sorarsanız : "on senesi ömrümün." bir kurşun kalemim vardı ben içeri düştüğüm sene. bir haftada yaza yaza tükendi. ona sorarsanız: "bütün bir hayat."