Leyl

Leyl
@harabelerim
En güzel kelebekler, hep yanlış kalplere konarlarmış. Sonra solup giderler, değerleri hiç bilinmezmiş. Bütün en güzel kelebekler mezardalar.
İki kere ikinin dört ettiğini nereden biliyorduk ki? Yerçekimi diye bir şey olduğunu nereden biliyorduk ki? Geçmişin değiştirilemez olduğunu nereden biliyorduk ki? Madem geçmiş de, dış dünya da yalnızca zihinlerdeydi, madem zihin de denetlenebiliyordu, söylenecek ne kalıyordu ki geriye?
Reklam
Hace mucho tiempo siento que mi corazón ya no funciona, dejo de sentir, dejo de latir, pese a eso mi cerebro trabaja el doble, fantasmas de lo que fue y espíritus de lo que pudo ser me atormentan, la culpa, la soledad y la depresión se volvieron mis compañeras, puede ser, no lo sé, tal vez el insomnio llego con ella y las buenas ideas se alejaron, pero ese tridente es el que dirige mi vida ahora, cuando antes lo eran mi madre, mi novia y mis hermanos, pero supongo lo que más daño me hizo fue perderme yo, sin mi brújula es casi imposible volver a las aguas tranquilas donde alguna vez estuve navegando, hoy es un gran día, mi mente es mi barco y como todos saben, un buen capitán... fue un placer ’ ’ ’
Mayakovski'nin intihar mektubuna; “bir varmış bir yokmuş derler hani aşkın küçük sandalı hayat ırmağının akıntısına kafa tutabilir mi dayanamayıp parçalandı işte sonunda…” Yakın arkadaşı sergey aleksandroviç yesen kendi kanıyla yazdığı mektup ta şöyle cevap veriyor; “hoşçakal, dostum, el sıkışmadan, konuşmadan, hüzünlenme ve eğme kaşlarını, mutsuz, şu yaşamda yeni bir şey değil ki ölüm, ama yaşamak da yeni sayılmaz kuşkusuz.”
bir şeyler anlatabilir, sorabilir ya da şarkı bırakabilirsiniz.
"Böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. Dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, Spartakus kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri’ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri’nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine..."
Reklam