Mayakovski'nin intihar mektubuna;
“bir varmış bir yokmuş derler hani
aşkın küçük sandalı
hayat ırmağının akıntısına kafa
tutabilir mi
dayanamayıp parçalandı işte sonunda…”
Yakın arkadaşı sergey aleksandroviç yesen kendi kanıyla yazdığı mektup ta şöyle cevap veriyor;
“hoşçakal, dostum, el sıkışmadan, konuşmadan,
hüzünlenme ve eğme kaşlarını, mutsuz,
şu yaşamda yeni bir şey değil ki ölüm,
ama yaşamak da yeni sayılmaz kuşkusuz.”
"Böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. Dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, Spartakus kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri’ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri’nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine..."