Yazar yıllar önce okuduğu Karamazov Kardeşler'in bir bölümünde;
__"Bir an için düşün ki, insanlığın kaderi denilen yapıyı sen meydana getiriyorsun. Amacın da,
sonunda insanları mutluluğa kavuşturmak,onlara en sonunda barışı ve rahatı kazandırmaktır.
Yalnız, bunu sağlamak için kaçınılmaz bir şekilde bir tek küçük varlığı, diyelim intikamı alınmamış, gözyaşları içinde
minimini yumruğu ile göğsünü döven o küçük çocuğu işkence ile öldürmek gerekiyor, sen bu şartlar altında böyle bir yapının
mimarı olmaya razı olur muydun? Söyle! Ama yalan olmasın söylediğin! Bu sarsıcı soruyu İvan Karamazov, kardeşine sorar.
Alyoşa da "Hayır,razı olmazdım." yanıtını verir.__
Le Guin, yıllar sonra bu kısmı okuduğunu unutur ve yine ahlak üzerine okumalar yaparken sarsılır ve Omelas'ı yazma fikri buradan doğar. Le Guin'e böyle fikirleri nereden buluyorsunuz diye sorduklarında ise Dostoyevski'yi unutarak ve yoldaki levhaları tersten okuyarak tabi ki der.
1973 yılında kaleme almış ama günümüzdeki gerçek dünyaya öyle bir sızıyor ki hakikat suratınıza çarpıyor.
Nicelik olarak sayfası az ama nitelik bakımından hacmi hayli geniş olan bu öyküde; Omelas halkı doğrudan işkence yapmasa bile sistemi sürdürmeye devam ediyor. Omelas'ı bırakıp gidenler ise
sistemi değiştiremese de ona katılmayı reddedenler. Modern toplumumuzda da şuan böyle işlemiyor mu bunu sorgulatıyor. Marifet Omelas'ı bırakıp gitmek mi, orada kalıp başkaldırmak mı? Marifet giderek başkaldırmak mı ya da kendini daha iyi hissedecek kararı almak zorunda kalmak mı?
"Omelas yalnızca bir ütopya eleştirisi değil modern dünyanın görünmeyen bodrum katlarını gösteren bir vicdan metaforu olarak okunmalı."
Yıllar önce Finlandiya'nın küllerinden doğduğunu anlatan kült kitap Beyaz Zambaklar Ülkesi'ni okuyup çok beğenmiştim. Bataklıklar ülkesinin en iyi olduğu alan olan bu kitabı ise, yaşadığım ilde bir arkadaşımın, bu modeli benimsediklerini söyleyerek kreş kurucusunun velilere kayıt hediyesi olarak bu kitabı dağıttığını söylemesi ve dijital ortamda çok sık denk geldiğim için nihayet temin edip okudum. 4 bölümden oluşan kısacık bir çırpıda okunan kitap. Neyi neden yapmadığımız, yapamadığımız üzerine sayfalar yazılır. Kendi adıma istifadelerim, çıkarımlarım oldu. He o kreş bu sistemi benimsiyor mudur hiiiiç sanmam...
Öncelikle kitap değil de daha çok dergi diyebileceğimiz türde bir derleme olmuş. Şayet dergi bu kitaba göre daha kaliteli bir basıma sahiptir. Niye derseniz 64 sayfalık bu kitapçığı okurken sayfaları dağıldı üstüne bir de sayfa numaraları yazmıyor, çocuklar eline alıp şöyle bir silkelese sıralaması kaybolacak :))) İçeriğinde hap bilgiler mevcut. Sosyal medyadan kendilerini takip ettiğim bir çiftti, kitaplarını merak ettim ama zaten sosyal medyada da aynı şeyleri söylüyorlar almasak da olurmuş.
Aslında BeslenmeMurad Özay · Günce Yayınları Akademik · 20244 okunma
Tempolu ve koşturmacalı hayatımın dingin bir döneminde okumayı tercih ettim. Sindire sindire bitmesin diye uzattığım bir kitaptı. Kendi hayatıma ayna tuttuğu yerler fazlasıylaydı, normalde kitap çizmeyi sevmem ama kitabın en az bir sayfasında muhakkak bir cümle çizdim. Çok beğendim, ilgilisine hediye edilebilir ya da öneride bulunulabilir. Çevirmeni de tebrik etmeden geçemeyeceğim.