Zaman hafifledikçe
Sırasını yitirir beklenenler
Çizgisi inişli çıkışlı
Tutarsız ve aksi
Adsız, cisimsiz, tanımsız
Bir tür bulantı hali bu
İçince;
Damakta kalan ve yoran
Paslı, musluktan akan
Suyun tadında..
Harun KÜSMÜŞ
ÖLÜ MAVİ
Öldürür kendini
İçinde binbir endişe
Benliğini terk etmiş, aceleci
Kızgın ve intikamcı
Gözünde gönlünde umarsız
Düşler kırık dökük..
Baksa gökyüzü, gözünde
Ölü mavi rengiyle
Yağmursuz, güneşsiz, fırtınasız..
Harun KÜSMÜŞ
Güneş doğan gözlerde
Rüzgarı biçen saçlarda
Bir adım kala yürekte
Tutki yangın başlar
Ormansız dağlarda..
Tutki zaman durur
Kör kuyu da yatan yusufla
Kerbelada Hasanla Hüseyinle
Sonsuzluğu denksiz
İmkansıza yenik
Güveni değersiz
Ve yolları getirir
Habersiz
Bileklerde kutsal bir yorgunluk
Avuçlarda nasır.
Parmaklarda sızı
İnat inada
Sessiz bir çarpışma
Bir ağaç gövdesine yaslı
Cesaret..
Kıvılcımın başlaması, yangına gebe
Tazelenmiş yemiş gibi
Umut içten geldiği kadar
Sevinç yürek attığı kadar.
Kırağısında bir sabahın
Barış kadar bereketli
Bulutsuz gökyüzü serinliğinde
İç içe durur yanyana
Senle ve ötekileştirilmeyen diğeriyle
Akşamüstü tüner gibi, kendine bağlı
İnsanlar ikiye ayrılır; acıda olsa gerçekleri isteyenler. Yalanda olsa olsa tatlı gelene inananlar... Toplumumuz önümüz deki seçimlerde hangisinin peşinde olduğunu gösterecek. Velhasıl toplumumuzu oluşturan bireyler zihinlerinde yıllardan beri oluşan kodlardan kurtulabilecek mi bunu aşabilecekmi aşamayacakmı gösterecek. Bu aslında medeniyeti isteyip istemediğininde ispatı olacak. Bir yandan 20 milyon tl ye makam arabasına binenle diğer yanda sabahın erken saatinde sosyal yardımlaşmanın önüne sıraya hergün giren milyonlarca insan. Ve acı olanı 20 milyon tl lik makam arabasına bineni çoğunlukla o sırada bekleyenler seçiyor. Burda insan fıtratına bir tezatlık var. Allah diyorki aklınızı kullanın. Bırakın insanların başkalarının inancını ırkını mezhebini sorgulamayı. Kişi dürüstmü değilmi, hırsızmı değilmi budur önemli olanı...
Herkes kendi aleminde bir kör ebe oyununu yaşıyor. Sanrılar ile sarsıntılar içerisinde gelip geçiyor ömür. Sıramızı bekliyoruz sinerek susarak. Dilimizde koyu bir küfür tadı, isimsiz özneleri sayıklıyoruz an be an nefretle. Bir nehir var içinde bata çıka ilerlediğimiz, nefes alırken yutuyoruz bulanmış suyunu, yumruklarımızı sıkarak.
Harun Küsmüş