Harun Küsmüş

Harun Küsmüş
@harunksms
pluviofil
Lisans
Gaziantep-istanbul
Gaziantep, 20 Nisan
1213 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Rüzgar yamaçlardan süzülüyor Bulutlar ardımızdan yürüyor Öyle çıkıyoruz o rüyanın kuytusundan Ve varıyoruz oraya Bir ırmağın, bir ağacın yanına İçinde beklediğimiz anılar Canlanıyor birer birer Suyun akışında, ağacın gölgesinde Ve Çoğalıyor gün be gün İnanmak isteği bir tanrıya Yada uyanmak sonsuza Islak ve yorgun teninde Kıvrım kıvrım içe doğru ruhunla Çokça sevinçli ve düşünceli Bazen aptal ve ahmakça Düşüp kalkınca o yerlerden Bilincine varınca kendindeki eksikliğin Tekrar üstüne basa basa İdrak etmek, şimdi bir zirve gibi Kendi kendinde bir bütün gibi İç içe geçmiş ve yekpare Dönüp durduğun, anlamına vardığın, Aynı cümleler, aynı düşünceler Demir ve çekicin örste buluşması gibi Üst üste aynı sesleri duyduğun gibi Bir an var yeniden anladığın Yok edip vazgeçeceğin o şeyler gibi.. -Harun
Reklam
Samimi olan sol tarafına doğru içimde bir yol var. İnişleri, çıkışları, düzlemleri ile. Yaz mevsimi geride kaldı şimdi, Ilık bir sonbahar akşamında arşınladım o yolları, ağır aksak birazda yağmurlu. Çocukken bakıp ürkek hallerimizi birbirimizden sakladığımız kayalıkların önünde karşılaştık. Sonunda indik seninle beraber o yamacı, önümüzde uzanan çimenleri yeşil kırları geçtik, doğuya doğru döndük yüzümüzü. Bulutlar birbirine sokuluyordu orada, artık daha da yakındık birbirimize. Çisil çisil hissediyordum yüzümde, Saçlarında inci tanesi yağmur damlaları parıldıyordu. Sinende birikip etrafa saçılan kokun toprağın kokusuyla karışıp genzime doluyordu, ard arda soluyordum. Sen içime yansıyan halinle toprak gibiydin. Bahşeden, bağışlayan, bağrına basan, anaç ve şefkatli.. İyiye ve güzele dair herşeyi bulurdum gözlerinde, avuçlarına dokunurdu parmaklarım. İçimde belirirdi hüzünle karışık bir heyacan. Uzanırdım varlığına, uyurdum ikliminde, kendim sen olurdu öylesine. Kendi kendine, kendiliğinden.. Unuturdum bana dair herşeyi o anlarda. Ben sende yok olur. Ben sende var olurdum... -Harun
Ucunu kıyısını bulmaya çalıştığı anıların girdabına bıraktı ruhunu, yılların getirdiği yorgunlukları sarıp sarmaladı göğsünde. Yaşanılası, yaşanmamış olan her şeyi aklından geçirip, akıntıda kaybetti bilincini, hüzün çoktan geceyi fırsat bilip sokulmuştu koynuna. Avuçlarından eriyip akan umut damlalarını hissetti, ritmik atan nabzıyla, kımıldanan parmak uçlarında. Sıkı sıkıya tutundu ruhuyla bedeni arasında ki o gizli geçidin kapısına, yoksa dağılacak, tuzla buz olacaktı... Harun Küsmüş
Kıyıda Olmak Hep kıyıda olmak, Ucundan kıyısından işte Yakalamak isterken bir hasleti Dalamamak, bazen denize Bazen gökyüzünde ki bulutlara Bazen de sınırsız hayallere Sınırları geçmek ister oysa insan Takılıp kalır hissiz ve nedensiz Bir yerlere, bir şeylere işte Önce seyre dalar Sonra dönüşü olmayan yollardan kaçar. Bir korku hezeyanı belki bu, Ya da benzeşmekten çekinmek Diğerine -Harun Küsmüş
İnsanın kalbi her daim aynı yerin sahibidir ufukta, güneşle bulutların birleştiği oval köşede. Akışkan bir yaşam formu demleniyor bilincimde, yorgun ve azalmışım bir akşamüstü. Islanmış kaldırımlarda arıyorum onbininci damlasını yağmurun, üzerine basmamak için ıslanıyor tabanlarım. Gecelerimde düşünce semtlerinde gezerken yüzlerce durak değiştiriyorum, kararsızım. Sert bir yumruk gibi havada asılı bakışlarım. Ucunda ölümün olduğu çok fazla uçurumdan geri geri gitti kavgalarım. Yakıyor, yanıyor, yıkılıyor olsada bazı konuşmalarda o dostluklar. Tamiri mümkün olmayan karakter sınırlarından geçiyor içsel analizler. -Harun
Reklam