Samimi olan sol tarafına doğru içimde bir yol var. İnişleri, çıkışları, düzlemleri ile. Yaz mevsimi geride kaldı şimdi, Ilık bir sonbahar akşamında arşınladım o yolları, ağır aksak birazda yağmurlu.
Çocukken bakıp ürkek hallerimizi birbirimizden sakladığımız kayalıkların önünde karşılaştık.
Sonunda indik seninle beraber o yamacı, önümüzde uzanan çimenleri yeşil kırları geçtik, doğuya doğru döndük yüzümüzü.
Bulutlar birbirine sokuluyordu orada, artık daha da yakındık birbirimize. Çisil çisil hissediyordum yüzümde, Saçlarında inci tanesi yağmur damlaları parıldıyordu. Sinende birikip etrafa saçılan kokun toprağın kokusuyla karışıp genzime doluyordu, ard arda soluyordum. Sen içime yansıyan halinle toprak gibiydin. Bahşeden, bağışlayan, bağrına basan, anaç ve şefkatli..
İyiye ve güzele dair herşeyi bulurdum gözlerinde, avuçlarına dokunurdu parmaklarım.
İçimde belirirdi hüzünle karışık bir heyacan.
Uzanırdım varlığına, uyurdum ikliminde, kendim sen olurdu öylesine.
Kendi kendine, kendiliğinden..
Unuturdum bana dair herşeyi o anlarda.
Ben sende yok olur.
Ben sende var olurdum...
-Harun